Evcil Hayvanlarda Tuvalet İle ilgili Efsane ve Gerçekler

Evde yaşayan hayvanların davranış ya da psikolojik bozukluklarında ortak semptomlardan biri uygunsuz yere idrar ya da dışkı yapmaktır.

Bir çok insan kedisiyle köpeğiyle problem yaşadığında onlara ceza vermek ya da protesto etmek için bu davranışlarınpablo (66) ortaya çıktığını düşünüyor.

Çünkü çoğu görüşmede, kedi-köpek bakan insanlar, beni protesto ediyor, beni cezalandırıyor diye şikayetlerini dile getiriyor.

Doğru bir davranış anamnezi ile, tuvalet sorunun köpekler için hiçbir şekilde doğru öğretilemediği ve bu öğretilememe ile birlikte ciddi istismar yaşandığı görülebilir. İstismardan kastımız, su ya da yemeğin kısıtlanmasından, fiziksel ya da psikolojik şiddete kadar varabilir.

Köpeklere doğru tuvaletin öğretilmesi, doğru tuvalet zemini ve tuvalet tutabilme süresinin uzatılması ve hatta komut ile tuvalet davranışının bağdaştılrılmasına dayandırılmalıdır. Bunları doğru bir şekilde yapmadan köpeğinizin tuvaletini tutamıyor olmasından şikayet edemezsiniz. Bunlara ek olarak köpekler ortalama 5 aylık olana kadar gelişimsel olarak idrarlarını, 3,5 aylık süreye kadar da dışkılarını tutamamaları normaldir.

Kedilerde ise,tuvalet için kumlu eşelenmesi uygun bir alan doğal olarak tuvalet ihtiyacı için uygundur yani, kedinize ev içinde ulaşabileceği, kedi için uygun olan içinde kum bulunan bir alan tuvalet doğru yapılması için uygun olacaktır.

Tuvalet yanlış yapılıyorsa;

Mutlaka öncelikle medikal sebepler araştırılmalı, örneğin, merkezi sinir sistemi hastalıkları, medula spinaliste anomali ya da travmaya bağlı anatomik bozuklukları, idrar kesesi(vesica urineria)’nın otonom çalışmasını sağlayacak kas ve sinir gruplarından anatomik bozukluklar, penis, vagina anatomik bozuklukları, metabolik hastalıklar, tiroid hormon düzensizlikleri, insulin hormon bozuklukları, cushing sendromu vb.

Bazı ilaçların kullanımı da idrar oluşumunu arttırarak tuvalet sorunları oluşturabilir.

Bu durumlardan şüphelenildiğinde, davranış ve psikolojik muayene sonrası, medikal tetkikler gerekebilir.

Protesto ya da ceza neden hatalı veya yanlıştır.

Çünkü idrar kesesinin boşaltılması merkezi sinir sisteminin frontal korteksi ile denetlenmektedir, yani gönderilen sinirsel uyarım hem otonom sinir sistemi ile hem de uygun koşullarda bilinçle meydana gelmektedir.

Frontal korteksin çalışmasının bozulduğu, zihinsel işlevlerin karışıklaştığı durumlarda, ki bu durumlar, anksiyete(kaygı) bozuklukları, stres bozuklukları, korku/fobi ve kronik depresyon hallerinde, köpek zihinsel işlevsizlik(CCD) hastalığında (demans benzeri yaşlılık dönemlerinde oluşan bir hastalık), kedilerde yine yaşlılık dönemlerinde, zihin kontrolünün azaldığı ya da ortadan kalktığı durumlarda tuvalet sorunlarının oluştuğu bilinmektedir.

Duygu durum bozuklukları nedeniyle tuvaletini doğru yer ve zamanda yapamayan bir canlı, ne siz kızdınız diye sizi protesto ediyordur, ne de evden gidiyorsunuz diye cezalandırıyordur.

Tek sorunu yaşadığı duygusal karmaşadır.

İnsanlar bu tuvalet sorununa körükle yaklaşıp, kızıp, bağırıp, fiziksel şiddet uygulayıp yani hayvanın burnunu idrara/dışkıya yaklaştırmaktan fiziksel darp etmeye varacak tüm davranışlarda, onun duygu durumunu daha da sorun yaşatacak karmaşaya ulaştırıyoruz.

Bazı durumlarda da canlılar, algı sorunları yaşayarak, bu davranışların insandan ilgi anlamına geldiğini öğrenebilir, hatalı tuvalet eylemini de insandan ilgi almak için sürdürebilir.

Unutulmamalıdır ki, insanla hayvanın yaşadığı ilk sorunlar tuvaletle başlayıp, perçinlenip, etkileşimleri bozulmaktadır. İstismar vakalarının çoğunluğunun temelinde ilk istismarlar hatalı tuvalet ile başlayarak devam etmektedir.

Doğru bir tuvalet düzeni veya bozulan düzenin yeniden kurulumu için google’dan, forumlardan, komşulardan uzak durup, bu konuda modern ve bilimsel bilgilere doğru kaynak ve veteriner hekimleriniz vasıtasıyla ulaşmaya çalışınız.

Veteriner Hekim(DVM), Veteriner Davranış Uzmanı(MSc)

Gökhan DURUKAN

Davranış Sorunu Yaşayan Köpekler Erken Ölüyor!

İngiliz araştırmacı Boyd ve arkadaşlarının 2018 yılında Animal Welfare akademik dergisinde yer alan çalışmalarına göre, davranış sorunu yaşayan köpeklerin erken öldükleri belirtildi.

Davranış bozuklukları ve bu bozuklukların profesyonel olmayan kişilerce çözüm

shutterstock_91175882

yöntemleri nedeniyle köpeklerin refah ve psikolojileri bozulmaktadır. Özellikle kaygı(anksiyete), korku-fobi gibi duygu durum bozukluklarında ve köpeğin doğal davranışlarının bilinmemesi nedeniyle doğal davranışlarının kontrolünde

aversif(kaçındırıcı) ceza yöntemlerinin kullanılması, köpeklerde bu davranışları ortaya çıkartan motivasyonları, yani nedenleri üzerinde durumu daha da kötüleştirici etkiye neden olmakta ve böylece köpeklerin sorunlarını arttırmaktadır. Artan sorunlar neticesinde çoğu köpek terk edilmekte ya da çözümsüz kalınarak ötenazi uygulanmaktadır.

Araştırmada 3 yaş altı köpeklerde davranış bozukluğu ile oluşan ölüm oranları diğerlerinden %33 daha fazladır.

Davranış sorunları nedeniyle ölen köpeklerde, ev değiştirme oranı %12 yani 10 köpekten biri düzelir umuduyla yeni bir eve gönderilmişti.

Ölüm oranları en çok saldırganlık %54 ve kontrolsüzlük nedeniyle oluşan trafik kazaları %39.(1)

Araştırmaya ek olarak, yoğun stres, kaygı ve korku problemleri sadece davranışları etkilememektedir. Bu duyguların ortaya çıkmasında fizyolojik değişiklikler de önemli rol oynamaktadır.

Stres-kaygı bozukluklarında ve depresyonda, yüksek kortizol ve adre

nalin salınımı nedeniyle, kalp-damar hastalıkları, tip 2 diyabet(şeker hastalığı), köpek zihinsel işlevsizlik(köpek demansı), böbrek işlev bozuklukları, mide-bağırsak hastalıkları(ülser, kolit), alerji sorunları, solunum yolu ve immun sistem(bağışık) sorunlarına bağlı infeksiyöz hastalıklara bağlı kronik hastalıklar ve ölüm riski artmaktadır.(2)

Kaynak:

1-Boyd ve ark. (2018), Mortality resulting from undesirable behaviours in dogs aged under three years attending primary-care veterinary practices in England, Animal Welfare, Volume 27, Number 3, 1 August 2018, pp. 251-262(12)

2-Durukan (2018), İnsan-Köpek Etkileşimi: Evcilleştirme, Sosyal Yapı, Zihin ve Davranış Bozuklukları, Ankara Üniversitesi Sağlık Bilimleri Ensitüsü,

Davranış Tedavisi ile Eğitim Arasındaki Farklar

Aileler köpek ya da kedilerinde davranışsal herhangi bir sorun gözlemlediklerinde, eğitim ile bu sorunların çözüleceğini düşünürler, insanları daha rahat anlayabileceğiniz için her aşamada insanda olsa ne yapılır bu konuda örnek vererek anlatacağım. Davranışsal bir sorun yaşadığımızda eğitimle çare aramak, saldıran, öfkelenen, sinirlenen, elini kolunu ısıran, bağıran bir insanı, öğretmene ya da antronöre götürmekten farkı yok. Öğretmen bir çok sınavda çok iyi derece yapmış, hayatı boyunca hiç sinirlenmemiş, saldırmamış, çok efendi bir çocuk yetiştirmiş olabilir. Antrenör farklı branşlarda çok başarılı ve efendi, saygılı birey yetiştirmiş olabilir ya da komşumuz çok iyi çocuklara sahip olabilir ve hatta arada başka komşu çocuklarına da bakıyor olabilir fakat sorun yaşayan insanın çözüm noktası klinik psikolog ya da psikiyatristdir.

Eğitimde sadece belirli komutların, davranış kalıplarının ne şartla olursa olsun yapılması istenir, bunun için yarışmalar yapılır, kurslar verilir, sertifikalar dağıtılır, eğitimde başarılardan sonra köpeklerin ya da kedilerin akıbeti konusunda takip, kontrol, bu eğitimle hayvanın psikolojisi etkilenmiş mi bakılmaz. Davranış tedavisinde, davranış belirli fizyolojik ve/veya psikolojik durumların sonucudur. Sonuca müdahale etmek sadece ailelerin isteklerini yerine getirirken, hayvanların fizyolojik ya da psikolojik durumlarında herhangi bir değişime yol açmayacaktır. Bu da soruna neden olan durumu değiştirmek yerine üstün körü ortaya çıkan sorunu görünmez hale getirecektir.

Örneklemek gerekirse, bir canavar var, ondan korkuyorsunuz, etrafınız da sizin bu canavardan korkmanız nedeniyle sizin ağlama, bağırma, sinme ve uykudan uyanma davranışlarınzdan şikayetçi, bu davranışların ortadan kalkmasını istiyor. Farklı teknikler kullanarak, canavarı gördüğünüzde, düşündüğünüzde ya da birini canavar zannettiğinizde, ağlıyorsunuz ve biri gelip sizin nefesiniz kesiyor, vuruyor, elektrik veriyor ya da üzerinize su atıyor(bunlardan birini yapıyor), siz artık canavarı gördüğünüzde ağlamayı bağırmayı bırakabilirsiniz, fakat korkunuz geçmeyeceği gibi idrar kaçırabilirsiniz, ne zaman canavar ortaya çıkacak diye endişelenebilirsiniz, canavarı düşününce titreyebilirsiniz, elinizi falan ısırır kendinizi rahatlatmaya çalışırsınız, canavar gelmesin diye içinizden 1000e kadar sayarsınız, etrafınızda dönersiniz vs, etrafınızdakilerin rahatsızlığı ortadan kalkacaktır fakat siz hala canavardan korkuyorsunuz hatta sorunlarınız da arttı…

Burada çözüm canavardan korkunuzu bitirme ya da azaltmaya yönelik duygu ve beyninizdeki algıyı canavardan korkmamaya yönelik değiştirerek, canavar gördüğünüzde bağırmama, ağlamama, sinmeme, uykudan uyanmama vs gibi ortaya çıkan davranışlarınızın ortaya çıkmasını ortadan kaldırmaya yönelik olmalıdır.

Davranış problemi yaşayan bir hayvanın, psikolojik/psikiyatrik sağlığının bozuk olması da kaçınılmazdır. Eğitimle bu sorun aşılamaz.

Eğitim çoğunlukla sahiplerin/bakım sağlayan kişilerin isteklerini öncelik alırken, davranış tedavisinde özne ‘’hayvan’’dır. Öncelik hayvanın psikolojik ve fizyolojik sağlıdır. Çünkü hekimin de öncelikli görevi budur. Bu sağlığı bozacak her türlü girişim hem mesleği etik açısından yanlış hem de hayvan sağlığı açısından kabul edilemez düzeyde yanlıştır.

Bu davranış tedavi yöntemleri fizyoloji, psikoloji,biyokimya, farmakoloji(ilaç bilimi), dahiliye, cerrahi vs gibi hekimlik ve psikoloji konusunda akademik bilgi ile harmanlanarak oluşturulan bilgiler kullanılarak sonuca  ulaştırılır.

Bu davranış tedavisi yöntemleri ancak, hekimlik ve/veya psikoloji alanında akademik eğitim almış kişiler tarafından uygulanabilir(ülkemizde hayvanlara tedavi yetkisi sadece veteriner hekimlere verilmiştir), çünkü hayvan demek duyguları, zihni, düşüncesi, hissi olan canlılardır, onları makine gibi değiştirmeye çalışmak doğru olmaz.

Hayvanların ülkemizde bir malzeme olarak görülüp, değersizleştirilip, profesyonel yardım almalarının önlenmesi ancak hayvanlara bakan kişilerin bilinçlenmesi ve doğru bilgilerle donanması ile olacaktır.

Tüm canlılara sağlıklar dilerim…

 

Veteriner Hekim – Hayvan Davranış Uzmanı

Gökhan DURUKAN

Köpeklerde Kişilik Özellikleri Nelerdir?

Hepinizin merak ettiği bir soru, köpeklerin kişiliği var mı, her köpek aynı mıdır? Köpeklerle yeterli vakit geçirmiş insanlar için cevap tabi ki de ”evet”.

Bilim de köpeklerde kişilik olduğunu söylüyor. Yapılan deneysel çalışmalarda köpeklerin farklı kişilik özellikleri olduğu bildirilmiştir. Bu özelliklere değinmeden önce belirtilmesi gereken önemli bir konu, köpeklerin kişilik özellikleri köpeklere özel olarak düşünülmesi gerektiği, insanlaştırılma(antropomorfizm) ile karıştırılmaması hususuna dikkat edilmesidir. Çünkü insanlar tüm canlıları kendi düşünce ve duyularıyla biçimlendirme konusunda ustadırlar, bir çok canlıya köpeğe de dahil olmak üzere insan özellikleri atfederek onları anlamaya çalışırız, bu da onları yanlış anlamamıza ve onlara yanlış davranmamıza ve böylece karşılıklı çatışma yaşamamıza neden olmaktadır, köpeklerde görülen davranış bozukluklarının önemli bir kısmı bu çatışmalardan doğmaktadır. Bu nedenle köpeklerin kişilikleri düşüncelere, yorumlara ve varsayımlara dayandırılmadan, davranışsal gözlemlere dayandırılmalıdır.

Yapılan bir diğer yanlışluk, bir durumda saldırganlık davranışı gösteren bir köpeğe saldırgan kişilik özelliği atfedilmesi ya da bir uyarandan(insan, kedi, olay, ses vs) korkan köpeğe korkak denmesi doğru olmamaktadır. Köpek farklı durum, olay ve zamanlarda aynı duruma farklı tepkiler verebilir Davranış değiştirme teknikleri ya da diğer tedavi metotları kullanılarak değiştirilebilecek bir davranış, kişilik özelliği değil, davranışsal bir cevaptır. Bu nedenle kişilik özellikleri için, köpeğin değişkenlere bağlı kalmaksızın genel davranışsal cevap stratejileri olarak değerlendirmek gerekmektedir.

Köpeklerle yapılan bazı çalışmalarda köpeklerin kişilik özelliklerini oluşturan bazı özellikler ortaya atılmışıtır. Bunlar, korksuz/meraklı, agresiflik, tepkisel ya da heyecanlı, sosyal, oyuncu, eğitime yatkın, avcılık, kişilik özellikleri olduğu belirtilmiştir.

Buradan görüleceği gibi, bir çok insanın benim köpeğim şımarık, çocuksu, inatçı, laf dinlemez vs gibi antropomorfik kişilik özellikleri atfetmeleri doğru değildir ve köpekle insan arasında çatışmaya neden olması potansiyel bir hatalı yaklaşıma yol açmaktadır.

Kaynak: DURUKAN G. (2018), İnsan-Köpek Etkileşimi: Evcilleştirme, Sosyal Yapı, Biliş ve Davranış Bozuklukları, Ankara Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü

dog_personality

Köpeklerde Kısırlaştırma Davranış Bozukluklarında Çözüm müdür?

Halk arasında kısırlaştırma olarak tabir edilen, kastrasyon, orşidektomi yani testislerin uzaklaştırılması ya da kimyasal kastrasyon yoluyla kalıcı olarak yapılan radikal yani geri dönüşümsüz bir uygulamadır.

Erkek köpekler arasında patolojik olmayan kavgalar sadece puberta döneminde genç köpeklerin arasında ve seyrek olarak ortaya çıktığı fakat bunun da öldürücü olmadığı vahşi köpeklerle ya da başıboş köpeklerle yapılan çalışmalarla bilimsel olarak ortaya konmuştur.

Erkek köpekler saldırganlık, nispi olarak dişilere göre daha fazla gözlemlenmektedir. Fakat bunda testosteronun rolü bilimsel olarak belli ve net değildir. Bu oranın sosyal yapı, zihinsel farklılıklar gibi başka sebepler nedeniyle de ortaya çıkmış olması muhtemeldir.

Yapılan geniş kapsamlı deneysel çalışmalarda erkek köpeklerin kastrasyon sonrası saldırganlıklarında kesinlikle azalma görülmezken, yapılan çalışmaların bazılarında kastrasyon sonrası erkek köpeklerde korku ve anksiyete ilişkili saldırgan davranışlarda %25 oranında artış bulunmuştur ve sadece bazı köpeklerde nispi olarak hareketlilikte azalma meydana gelmektedir fakat bu oran sağlıklı köpeklerdeki hareketlilik açısından önemli düzeyde farklı değildir.

Buradan çıkarılması gereken sonuç şudur; kastrasyon saldırganlığı kesinlikle azaltmaz, kastrasyon sonrası sağlıklı her 4 köpekten 1’inde saldırganlık artma ihtimali vardır.

Bu sonuçlara göre davranışsal açıdan kastrasyonun faydası yoktur, üreme açısından da sokak köpeklerinde saldırganlığı arttırabileceği göz önünde bulundurulmalı, riski faktörüne göre kastrasyon önerilmeli, gerekirse bu deneysel sonuçlar göz önüne alınıp, üretken olan dişilerin strelizasyonu sağlanması yoluyla halk sağlığı ve başıboş köpeklerin üremesi kontrol altına alınmaldır.

Ayrıca genel sağlık açısından tümöral oluşumlar ve testosteron fazlalığına bağlı hormonel bozukluklara yol açması durumda testislerin de tedavi amaçlı uzaklaştırılabileceği bilinmelidir. Fakat veteriner hekim olarak önerim, kansere neden olan diğer etkenler dikkate alındığında testislerin varlığı ve testosteron tümöral risk açısından stres, kötü hava koşulları, serbest radikaller, kimyasallar, kötü beslenme gibi faktörler göz önüne alındığında önemli derece tümöral etkisi diğer faktörlerden yok denecek kadar azdır.

Gökhan DURUKAN, Veteriner Hekim, MScDog-Dog_Guide-A_Golden_Retriever_wearing_an_Elizabethan_Collar

Kedilerde İndoorosis: Ev Yaşamına Bağlı Hastalıklar

 

Kediler 14 bin yıl önce insanlarla yaşama adapte olmak için evcilleştirilmeye başlamışlar. Çoğu bilim insanı tarafından bu evcilleştirme ve evrim hala devam etmektedir.

Çoğu kedi doğal ortamlarında gün içerisinde av yapar, beslenir, dinlenir, uyur, uyanır ve tekrar döngüye başlar.

Evde yaşayan kediler, av yapmadıkları için beslenir, dinlenir, uyur, uyanır, daha az hareket ederler, daha az hareket ettikleri için ve fakat yine de evrimsel olarak beslenme konusunda av yapmıyorum ama yine de besleneceğim gıdalar var neden beslenmeyim diyip gıda alamayacakları duruma tüm canlılardaki yağ depolayarak hazırlandıkları için kilo artışına neden olmaktadır. Bunun çaresi gıdasını kısmak olmamakta, gıdası kısılan kediler stres nedeniyle miyavlama, gerginlik yaşadıkları için aileyi rahatsız edebilmektedir. Ayrıca kedilere öğün şeklinde mama verildiğinde doğal beslenme sayıları azalabileceği için bu da farklı metabolik değişikliklerde yağ depolanması arttırmaktadır. Uzun süre açlık kan glikoz düşüklüğü nedeniyle canlıda yağ depolanmasını arttırır ve kilo artışına sebep olur.

Bu nedenle kediler günde 5-13 arası öğün yaparak doğal yaşamda az yağlı çok daha kaslı bir yapıya bedene sahiptir. Kilo problemini çözmek için kediler öğün kısıtlaması yapılmamalıdır.

Bunun için kedilerimize gıdalarını etkinlikli beslenme oyuncakları ile sunmalıyız. Bunun için Kong Cat Wobbler çok ideal, kedimizin günlük gıda ihtiyacını bu oyuncağın içine doldurarak tüm gün av güdüsünü tatmin edip hahareket ederek beslenmesine hem yavaş yemesine yardımcı olmaktadır.

Bunun haricinde ev içinde çevre zenginleştirilmesi çok önemlidir. Bir kedi için evde olması gereken malzemeler, kedi tuvaleti, su kapları, beslenme kapları – oyuncakları, etkileşimli oyuncaklar, tırmalama tahtası, kedi ağaçları ve kedi için özel alanlar mutlaka bulundurulmalıdır.

Ev kedilerinde hareket azlığı, tuvalet, su, mama kaplarının uygunsuz yerleşimi ile bağlantılı, kilo problemleri ve beslenme davranış bozuklukları, alt idrar yolu hastalıkları, böbrek hastalıkları, karaciğer hastalıkları, saldırganlıklar, tuvalet bozuklukları, ev üyelerine ya da diğer kedi/köpeklere karşı saldırganlık, aşırı vokalizasyon gibi, ev ortamında hem kediyi rahatsız eden hem de aileyi rahatsız eden durumlar ortaya çıkmaktadır.

Veteriner Hekim Gökhan DURUKAN

 

Köpek ve Kediler için Ölümcül Olabilecek Gıdalar

Bizlerin rahatlıkla yediği bazı gıdaları köpek ya da kediler yediğinde ölümcül organ yetmezliklerine, beyin hasarlarına neden olabileceğini bilmemiz gerekir.

Çok detaylı mekanizmalarla köpek ve kedilerde zehirlenmelere neden olabileceği için bu gıdaları köpek ve kedilerin ulaşmasına imkan verilememeli ve bu gıdaları yediğini düşündüğünüz hayvanlar için lütfen hemen veteriner hekiminizle iletişime geçiniz.

Bu gıdalar nelerdir?

  1. Xylitol içeren gıdalar, özellikle şekersiz ve tatlandırıcılı ürünlerde bulunur. Örneğin sakızlar ve şekerler.
  2. Çikolata/  Kakao 

    Her türlü çikolata aynı miktarda zehirli olmasa da, tüm çikolata ürünlerinden uzak tutmanızda fayda var.

  3. Her türlü çikolata aynı miktarda zehirli olmasa da, tüm çikolata ürünlerinden uzak tutmanızda fayda var.
  4. Kuru Soğan
  5. Taze Soğan
  6. Şerbetçi otu
  7. Sarımsak
  8. Pırasa
  9. Üzüm ve kuru üzüm
  10. Yağlı ve kızartılmış ürünler
  11. Makademya fındığı, ülkemizde çok yaygın olmasa da bilinmesi gerekir.
  12. Avokado
  13. Alkol ve alkollü ürünler
  14. Kahve ve Çay

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Kaynak: C. Cortinovis and F. Caloni,  Household Food Items Toxic to Dogs and Cats, Front Vet Sci. 2016; 3: 26.

 

Köpeklerde Kısırlaştırma ve Davranış Bozuklukları

Erkek köpeklerde cinsiyet hormonların büyük bir kısmını üreten testislerin operatif yöntemlerle uzaklaştırılması işlemine ‘’orşiektomi’’, dişi köpeklerde üremenin kontrolü şu an popüler olarak yapılan gebelik ve doğum faaliyetlerini sürdüren, ovum, ovaryum, uterus organlarının uzaklaştırılması işlemine ‘’total ovario histerektomi’’ operasyonu denmektedir.

Özellikle erkek köpeklerde, erken dönemde(12 ay öncesi) aşırı hareketlilik, havlama, hırlama, saldırganlık, insanın ya da köpeğin üzerine atlayarak pelvik hareketler yapılması gibi davranışlar ampirik olarak testosteron hormonuna bağlanmaktadır.

Fakat yakın dönem yapılan çalışmalar köpeklerde hareketlilik, havlama, eşya parçalama, saldırganlık, hırlama, pelvik kenetleme davranışlarındaki artış, sıklık ve rahatsız edici düzeyde olmasının nedeni stres, anksiyete ve korku sorunlarıdır.

Stres, anksiyete ve korku sorunlarında, yukarıda bahsedilen davranışlar ve bunlara ek olarak gözüken davranışlar görülmektedir. Özellikle androjen hormonlarının eksikliğinde ya da yetersizliğinde canlılarda özgüven, stres yönetimi, korkunun kontrolü gibi köpeği daha sakin ve kontrollü bir davranış hareketi yapmaya yardımcı olacak özelliklerinde de azalma olması, özellikle bahsedilen orşidektomi ve total ovariohisterektomi operasyonlarının stres bozukluğu, anksiyete bozukluğu ya da korku ilişkili saldırganlıklarda saldırı oranını %30 oranında arttırdığı, strese bağlı pelvik kenetlenme hareketlerini azaltmadığı, anksiyete bozukluklarında görülen havlama ve hırlamayı azaltmadığı ve hatta arttırdığı bildirilmektedir.

Bahsi geçen operasyonların, erkek köpekler arasındaki cinsel yarışmadan(dişiye ulaşma ve çiftleşme) kaynaklı potansiyel kavga davranışlarını oluşmasını engelleyebileceği düşünülmektedir, fakat burada da kaynağa ulaşma konusunda stres ve kaygı kontrolü yapamayan bireylerin kavgaya-saldırı davranışlarına yatkınlığı düşünülürse, erkek köpekler arasındaki kavgayı başlamadan bitirmiş olsa da diğer stres ve kaygı sorunlarında köpeğin saldırgan-kavgacı tavırlarında yukarıda bahsedilen nedenlerle artma sağlaması olasıdır.

Ayrıca aşırı hareketlilik, enerji atamamak, yürüyüş yapmamak gibi nedenler köpeklerde saldırganlığa ya da davranış bozukluklarına sebep olmamaktadır. Cinsel yönelimin tatmin edilmemesi de saldırgan davranışlara, havlamaya, hırlamaya neden olmamaktadır.

Dişi köpeklerde de yukarıda bahsedilen tüm davranışlar görülmektedir, özellikle kısır olup olmamasına bakılmaksızın ya da juvenil(ergenlik) dönemine girmemiş dişilerde de strese bağlı olarak pelvik kenetlenme hareketleri, saldırganlık, havlama, hırlama, aşırı hareketlilik görülmektedir.

Dişilerde de TOVH operasyonları bahsedilen tüm olumsuz etkilere sahiptir.

Bahsedilen nedenler göz önüne alındığında, özellikle sokak köpeklerinin üremenin kontrolü için bahsedilen operasyonlar ülkemizde yapılması akılcıdır, fakat saldırganlığı arttırabileceği ya da azaltmayacağı mutlaka göz önüne alınmalıdır; ev köpeklerinde üremenin kontrolünün sağlanmasının başka yolları da olması nedeniyle bahsi geçen operasyonlar bireyin psikolojik durumu göz önüne alınarak karar verilmeli, anksiyete, korku, stres problemi olma ihtimali olan köpekler doğru bir psikolojik muayeneden geçirilmeden geri dönüşü imkansız bir operasyona bilinçsizce maruz bırakılmamalıdır.

Veteriner Hekim

Gökhan DURUKAN

 

 

Kaynaklar:

-Assessment of serotonin in serum, plasma, and platelets of aggressive dogs, Journal of Veterinary Behavior (2012) 7, 348-352

 

– Analysis of 1040 cases of canine aggression in a referral practice in Spain, Journal of Veterinary Behavior (2007) 2, 158-165

 

– Canine aggression toward family members in Spain: Clinical presentations and related factors, Journal of Veterinary Behavior 12 (2016) 36e41

 

– Effects of surgical and chemical sterilization on the behavior offree-roaming male dogs in Puerto Natales, Chile, Preventive Veterinary Medicine 123 (2016) 106–120

 

– Risk factors associated with stranger-directed aggression in domestic dogs, Applied Animal Behaviour Science 197 (2017) 45–54

Eğitimli Köpek mutlu köpek midir?

            Bir köpeğin eğitim düzeyi ile mutluluğu arasında maalesef ki hiçbir olumlu bağlantı yoktur. Aksine eğitim ya da davranış konusundaki kulaktan dolma, gerçekten köpek etolojisi(köpek davranış bilimi), köpek psikolojisi ve psikiyatrisi hakkındaki tarihin çöplüğüne karışmış yanlış, gerçeklikten uzak bilgilerle donatılmış kendisini uzman sayan köpek eğitmenleri, köpek dövücüleri(köpeklere fiziksel ceza verdikleri için bu şekilde hitap edeceğim), köpek uzmanları(kendileri böyle diyor), köpek davranış uzmanları(ülkemizde böyle bir akademik ya da mesleki uzmanlık henüz yok), köpek psikologları(tüm dünyada psikologluk türlere özgü olmadığı gibi ülkemizde de böyle bir meslek yok) tarafından bu kişilerin uygulamalarına ve dayatmalarına maruz kalan köpeklerin vaaay halineee!

 

Bu yazım biraz sert olacak, baştan söylemekte yarar varJ

 

Köpek konusunda doğru bilgiye sahip olmadan, ailelerin bilgi eksikliğini, zor durumda olmalarını, acele karar vermek zorunda kalmalarını, arama motorlarından çıkan sonuçların da bu bilgi kirliliğini desteklemesiyle; aileler ve köpekler bu yanlışlığın tam ortasına düşüyor.

 

Aile köpeğini eğittirdiğini, sorun olan davranışlarını çözdüğünü, köpeğin muma döndüğünü sanırken, sorunlar gün geçtikçe soğuk sunulan intikam gibi gün yüzüne çıkıp işin içinden daha da çıkılamaz, daha güçlü, daha şiddetli olarak önlerine seriliyor.

 

Peki neden bu durum böyle?

 

Çünkü, köpeği eğitirken sizin görmediğiniz psikolojik ya da fiziksel şiddet uygulanıyor. Komut alan köpeğin, komut ile davranış arasındaki ‘’o an’’da beden dilini çözümlediğiniz an, köpeğin stresini, korkusunu görebiliyorsunuz. Köpek ya düşünmeden komutu yapıyor ya da yaptıktan sonra doğru mu yanlış mı yaptığı konusunda komut verenin gözlerine itaatkar bir bakış atıyor.

 

Peki köpekleriniz neden düşünmüyor? Siz her istediğinizi yapan duygusuz bir robot mu istiyorsunuz yoksa sizinle yaşayan mutlu bir köpek mi?

 

Köpek, eğitimde başarısızlıklarının sonucu olarak ceza gördüğünde ya da yanlış bir terim olarak kullanılan ‘’correction-düzeltme’’ aldığında, köpek düzeltiliyor mu yoksa bozuluyor mu? Verilen her ceza köpekte strese neden olurken, köpeğin güven seviyesini indirmekte ve bu cezayı veren kişiye karşı da güvensizlik hissi oluşturmaktadır.

 

Hızlı yürüyen köpeğini boynundan caaart diye çeken amca, köpeği masaya çıktı diye ona bağıran teyze, halıya idrarını yaptığı için ona haaayııır diye haykıran ev hanımı, köpeği önünden yürüdüğü için ona şiiiiiit diye bağıran genç arkadaş, köpeğin mamasını koyduktan sonra dakikalarda bekleten ağbii, köpeğinden önce yemek yiyen köpeğini saatlerce aç bırakıp şekerini düşüren beyaz yakalı, köpeğinizin sizinle hiyerarşik bir yarışı falan yok lütfen sakin olun ve şu Cesar’ı izlemeye ara verin.

Köpeğinizle doğru bir iletişim kurmak istiyorsanız, onunla yarışmaktan vazgeçin çünkü o bu yarışa dahil olmak istemiyor, onu bu yarışa zorlamak onda stres yaratıyor, köpeğinizle doğru iletişim kurmak için saçma komutlar ve gösteriler yerine, köpeğinizle nasıl oyun oynanır, köpeğinizin zihnini nasıl geliştirebilirsiniz, köpeğinizin gelişimine nasıl katkı sağlarsınız, köpeğinizin mutluluğu için neler yapmalısınız bunları düşünmelisiniz. Artık Lorenz öldü, Cesar’ın da sürekli ölüm haberleri geliyor. Bunlar bilimsel ölüşlerJ

 

Köpeğinize sürekli yanlış yaptığını göstermek yerine ona alternatif yollar sunun!

 

Köpeğinize sürekli hayır, gitme, yeme, içme, hoplama, zıplama, çiş yapma, çıkma, havlama vs gibi olumsuz komutlar vermekten vazgeçin…Bunları yaptığı için onun karşısında ona patronu gibi bağırıp, sinirli insan beden dili ile iletişime geçmeyin, başta da söylediğim gibi bu onda güvensizlik ve strese neden olur. Doğruyu bulmak için yanlışı değil doğruyu gözünü sokun!!!

 

Eğitim vericem derken ona stres hediye etmeyin. Bunun için de yapmanız gereken ona patronluk değil dostluktur, dostlukta bağırıp, çağırmak yoktur, yanlış yapanın elinden tutulur doğrusu gösterilir ve bu yapılırken dostunuzun mutlu olması için ona kendini iyi hissettirmelisiniz.

 

İnsanlığın en eski dostunuzu birkaç kendini bilmez için üzmeyin.

 

 

 

 

Kedilerde Davranış Bozuklukları

Kedilerdeki fazlalıkla görülen davranış bozukluklarından ilki uygun olhqdefaultmayan ürinasyon(idrar), ikincisi ise agresyon(saldırganlık) sorunlarıdır.

Bu ikisi başvurularda üst sıralarda görünmektedir, çünkü insanı en çok etkileyen ve ailenin de keyfini kaçıran sorunlardır. Bu sorunların temelinde çoğunlukla korku ve stres etkenleri yatmakta, bu sorunların kısa vadede çözümü öncelik olarak şikayet edilen sorunu çözmeye yönelik olmasıyla birlikte, sorunun tekrarlamaması için uzun vadede altta yatan sorunlara yönelik çalışılması çok önemlidir.

Burada bu sorunlarının çözüme ulaşacağı konusunda ekstra bilgi vermenin gerek olduğunu da düşünüyorum, çünkü çoğu insan bu sorunları kanıksayarak çözümsüz olduğunu düşünmekte ve hem bu sorunların altında başka sorunlar yaşayan kedilerin hem de aynı evi paylaşan insanlar için durum fazlaca strese yaratır hale gelmektedir.

Çözüm olarak kedilerini evden uzaklaştırmayı düşünenler olabilir ama çok daha kedi-insan ilişkileri bozmadan, kedinizi sokağa atmak zorunda kalmadan da bu sorunların çözülebileceğini belirtmekte fayda var.

Kedilerinizle mutlu günler dilerim.

Veteriner Hekim & Hayvan Davranış Danışmanı

Gökhan DURUKAN