Köpeklerde İstenmeyen Davranışları Kendi Başınıza Nasıl Önlersiniz?

Köpekler doğdukları andan itibaren yaşamlarında insanlardan, diğer köpeklerden ve doğadan her davranışları karşılığında ödül ve ceza almaktadır. Fakat köpekler bu ödül ve cezaların ne kadar anlar?

Danışan ailelerimiz köpeklerine, bize gelene kadar bir çok çözüm yolu denemektedir. Bunun içinde ödüllendirme ve cezalandırmada olmaktadır. Yaptıklarımızın ödül ya da ceza olduğuna nasıl karar veriyoruz, köpek bunu nasıl algılıyor hiç bu açıdan düşündünüz mü sevgili insan?

Örneğin klinikte korkudan ya da stresten beden dili değişip ayaklarınıza yapışan köpeğinizi ‘’sakin ol oğlum’’, havlayan bir köpeğinizi severken ‘’sus kızım’’ diye okşadığınızda, köpeğiniz bu insanca yatıştırma hareketini, köpekçe nasıl algıyor? Köpek bu insanların yatıştırma için kullandığı beden dilini, ailem beni bu yaptığım davranıştan dolayı severek ödüllendiriyor olarak algılandığı modern hayvan davranışları literatüründe bildirilmektedir.

Fark ediceksiniz ki bu davranışlarımızdan ötürü, köpeğimiz bir türlü sakinleşmek bilmez, susmaz, rahatlamaz, aksine gün geçtikçe bu davranışları olumlu pekiştiği için daha da güçlenecek daha da belirgin hale gelecek, daha çok korkacak, daha çok havlayacaktır.

Bu gibi davranışların önüne geçmek için köpeğinizle iletişimi kesmeniz, onu görmezden gelmeniz yani reddetmeniz gerekir, yani köpeğiniz istemediğiniz ya da olumsuz bir davranış yaptığında onunla olumlu ya da olumsuz anlamda tüm iletişiminizi kesmeniz, bu davranışların sevme ya da ilgi ödülünden mahrum kalmasıyla pekiştirilmemesine neden olarak, zamanla azalmasına katkı sağlayacaktır.

Hayanlarınızla ilgili sorunlarınız için bize danışabilirsiniz.

0543 934 1443

Veteriner Hekim & Veteriner Davranış Danışmanı

Gökhan DURUKAN

Köpek Eğitim Okulumuz ve Pansiyonumuz Çok Yakında

pablo (21)Uzun süredir proje aşamasında olan, modern eğitim metotları ile köpeklerinizin eğitimlerinin doğal ortamda, köpeklerin psikoloji ve fiziksel ihtiyaçları düşünülerek hazırlanan, köpek eğitim okulumuz çok yakında hizmetinizde.

Köpek eğtitim okulumuzda, köpekleriniz 8 dönüm açık arazi üzerine kurulu olan pansiyonlarımızda doğa ile iç içe, günlük ihtiyaçlarına ve doğalarına uygun bir şekilde hem güzel vakit geçirecek, siz sahipleri de gözünüz arkada kalmadan profesyonel ekibimize köpeklerinizi hem okulumuzda eğitim görmeleri hem de siz yanlarında değilken onların rahat etmesi için pansiyonlarımızda misafir olmalarının güvenini yaşayacaksınız.

Köpek eğitim okulumuzda;

-Yavru köpekler için; sosyalizasyon ve başlangıç eğitimi, yavru köpek okulu

-Genç ve yetişkin köpekler için; sosyalizasyon, temel itaat, ileri itaat ve branş eğitimleri,

-Tüm köpekler için: Günlük egzersiz ve çeviklik parkuru etkinlikleri,

-Aileler için; Köpekle yaşama, hayvan davranışları, bilinçli sahiplilik, köpek beden dili, köpekle yürüyüş uygulamalı ve teorik eğitimleri

yanı sıra dönemsel ihtiyaçlara ve taleplere göre alternatif eğitim programları ve sunumlar olacaktır.

Tüm köpekli ailelerimize duyurulur.

Eğitimler hakkında detaylı bilgi ve rezervasyon için: 0543 934 1443

Veteriner Hekim

Hayvan Psikolojisi ve Davranışları Danışmanı

Gökhan DURUKAN

Validebağ Korusu Hayvanseverleri ile Köpek Davranışları Semineri Gerçekleştirdik.

Son zamanlarda Validebağ Korusu içerisinde yaşanan köpek ısırık vakalarının çözümü için Validebağ Korusu Hayvanseverleri ile Köpek Davranışları konusunda seminer ve sonrasında bir söyleşi gerçekleştirdik.

Eğitim seminerimizde Köpek Nedir, Köpeğin Evrimi ve evcilleştirilmesi, ev köpeği, sokak köpeği ve sahipsiz köpek ayrımı var mıdır?, köpek davranışları, köpeklerde iletişim, köpek vücut dili, köpeklerde saldırganlık ve korku,  köpek saldırılarından korunma nasıl olmalıdır? konu başlıklarını üzerine bilgi verip, katılımcıların sorularını yanıtladık.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

 

Kalbimdeki Patiler Sitesinde Hayvan Psikolojisi ve Davranış Bozuklukları Söyleşimiz

Arkadaşlıklarımızda, dostluklarımızda, ikili ilişkilerimizde yaşadığımız birçok sorun aslında iletişim bozukluğundan, birbirimizi anlayamamamızdan kaynaklanıyor. Empati yapmadığımız için zaman zaman da birbirimizi dinlemediğimiz için anlaşamıyoruz. Söylediklerimizi, hissettiklerimizi, davranışlarımızı anlamıyoruz… Aynı tüylü dostlarımızda olduğu gibi. Evet, kedi ve köpeklerin davranışlarını, psikolojilerini de anlayamadığımız için zaman zaman sorun yaşıyoruz. Aslında onlara nasıl yaklaşmamız gerektiğini daha net bir şekilde öğrenirsek belki aramızdaki birçok sorun da çözümlenmiş olacak.

Bu yüzden hayvan sahiplerinin öncelikli olarak hayvan davranışları ve psikolojini daha çok dikkate alması gerektiğine inanıyorum. Bunun için sevgili meslektaşım Gökhan Durukan’ın hayvan davranışları, psikolojisi ve eğitimi üzerine bulunduğu çalışmalara ve gözlemlerine değinmek istiyorum.

İstanbul Üniversitesi Veteriner Fakültesi’ni bitirdikten sonra mesleğine klinisyen veteriner hekim olarak devam ederken, uzmanlık eğitimini Hayvan Davranışları ve Psikolojisi konusunda Ankara Üniversitesi Fizyoloji ve İstanbul Üniversitesi Psikoloji bölümünde multidisipliner bir eğitim alarak sürdüren Gökhan Durukan’a bakın neler sorduk…

Hayvan psikolojisi ve davranışları üzerine olan çalışmalarınla başlayalım…

Bu konudaki ilk çalışmalarım fakültede eğitimime başladığım dönemde özel bir köpek eğitim çiftliğinde köpeklerin dedektör alanında kullanımının dikkatimi çekmesiyle başladı. Bu çiftlikte köpek eğitimi konusunda staj yaparken, aynı zamanda köpek eğitimi sertifikaları aldım. Aynı dönemde AKUT İstanbul Köpekli Arama Birimi’nde gönüllü olarak çalıştım. Buradaki gözlemlerim ve deneyimlerim sonrasında bu alanın akademik olarak dikkate değer olduğunu düşünüp, Türkiye’de bir ilk olacak İstanbul Üniversitesi Veteriner Fakültesi Köpek Psikolojisi ve Eğitimi Kulübü’nün kurucu başkanlığını üstlenerek, bir çoğu ilk olan faaliyetin ve çalışmanın gerçekleştirilmesine kulüp yönetimi ve üyesi arkadaşlarımla birlikte imza attım. Öğrenciliğim dönemimde birçok çalıştay, kongre ve etkinlikle hayvan davranışları, psikolojisi ve eğitimi konusunda yaptığım çalışmaları sözlü ve yazılı olarak sundum.

Şu anda mesleğimi klinisyen hekim olarak devam ettirirken, edindiğim tecrübeleri ve aldığım mesleki eğitimi, hayvan davranışları, psikolojisi ve eğitimi konusundaki akademik bilgilerle harmanlayarak, kliniklerde çokça rastlanan davranış bozuklukları ve psikolojik sorunlarla bana danışan ailelere ve pet hayvanlarının hayatlarını yaşanabilir hale getirmek  için onlara bu konuda profesyonel olarak yardımcı oluyorum. Bununla birlikte şu sırada da faaliyete geçme hazırlıkları devam eden bir köpek davranış ve eğitim okulunun yöneticisiyim. Daha önce de belirttiğim gibi, bu konuda bilgilerimin sürekli güncel olmasının sağlanması ve akademik olarak daha nitelikli çalışmalara imza atmak adına Hayvan Davranışları ve Psikolojileri konusundaki lisansüstü uzmanlık eğitimime devam etmekteyim.

İnsanların hayvanlarına olan yaklaşımını nasıl değerlendiriyorsun?

Ülkemizdeki insanlar kültürel olarak hayvanlarla iç içe yaşama geleneğine sahip, nadir insanlar hariç birçok insanın hayvanları sevdiğini gözlerinden anlamak zor değil, bu gruba korkanlar da dahil. Hayvanları sevmek için fazla bir bilgiye gerek yok gibi gözükmekte fakat bu sevginin karşılıklı olması için onlara yaklaşım doğru olmalı ki bu da ancak hayvanlar konusunda bilgi sahibi olmaktan geçmekte. Maalesef ülkemizde bu konuda eksiklik var, çok temel konularda dahi insanların kulaktan dolma yanlış bilgilere sahip olduğunu görebiliyorum. Bunun için özellikle elimden geldiğince hayvan seven, besleyen, onları korumaya çalışan insanlara doğru bilginin ulaşması için hem yazılı basında, hem de etkinliklerde hayvanlar konusunda bilgi aktarmaya çalışıyorum. Geri dönüşlerden aldığım tepkilerden çıkartılabilecek sonuç, insanlara doğru bilgi aktarıldığı sürece, bu bilgiyi kullanmak için hevesli oldukları, bu da çok olumlu bir durum ve beni mutlu ediyor.

Kedi ve köpek psikolojisinden bahsedelim biraz da…

Kedi ve köpek psikolojisinin temelleri, psikolojinin bilim olarak kabul edildiği ilk zamanlara yani Pavlov’un o meşhur deneyine kadar uzanıyor, yani insan psikolojisinden eski. Veteriner hekimlik açısından çok önemli bir alan olduğunu düşünüyorum. Kliniğe bir hayvan geldiğinde, ailesi öncelikle köpeğinin mutlu ve sağlıklı olarak işlemlerinin bitirilip eve dönmesini istiyor, sağlık konusunda aşısı yapıldı tamam ama ya psikolojisi? Burada sağlığın bütüncül bir işlem olduğunu kabul etmek gerekli, mutlu olmayan bir canlının sağlığı elbet bozulacaktır. Eskiden modern insanın sorunu stres denirdi, artık şunu demek çok daha doğru modern canlıların sorunu stres. En basit haliyle evdeki kedimiz ve köpeğimiz de modern yaşama adaptasyonun bir getirisi olan strese maruz kalıyor. Bu nedenle ailelerin evdeki dostlarının psikolojilerini sağlığın önemli bir parçası olarak görmesi gerekli.

Psikolojik bozukluk hayvanlarda nasıl şekilleniyor? Hayvan sahipleri bunu nasıl anlayabilir? Ve bu süreç nasıl ilerliyor?

Psikolojik bozuklukların nedenleri her hastalıkta farklılık göstermekle birlikte genel olarak konuşmak gerekirse, medikal bozukluklardan kaynaklananlar ve psikolojik nedenlerden kaynaklananlar olarak ikiye ayırmak mümkün. Üçüncü bir neden ise ikisinin birlikte seyrettiği ve ayrım yapmanın gereksiz olduğu sorunlar. Medikal nedenlerden kaynaklananlar, beslenme yetersizliğine bağlı olanlar, ağrı kaynaklı olanlar, hormonel düzenleme bozukluğuna bağlı olanlar, yanlış ilaç kullanımına bağlı olarak gelişenler, nöromediyatör salınım bozukluğuna bağlı olanlar, anatomik bozukluklardan kaynaklı olanlar, merkezi sinir sistemine baskı yapan tümörlere bağlı olanlar, enfeksiyon kaynaklı olanlar, paraziter enfestasyona bağlı olanlar, iç organ bozukluklarına bağlı olanlar olarak sıralamak mümkündür.

Psikolojik nedenlere bağlı olanlar ise, sosyalizasyon yetersizliğine bağlı olanlar, korku kaynaklı olanlar, agresyon kaynaklı bozukluklar, anksiyete bozuklukları kaynaklı olanlar, yetersiz çevre zenginliği kaynaklı olanlar, travma sonrası oluşan strese bağlı olanlar, hiyerarşi yapı bozukluğu kaynaklı olanlar, yanlış öğrenme kaynaklı bozukluklar, yetersiz egzersiz kaynaklı bozuklar, eğitim eksiklikleri ve sahiplerin yanlış davranmaları sonucu oluşanlar olarak ayırmak mümkün olmakla birlikte her hastanın davranış bozukluğu kendine ayrı bir nedenle de oluşabilmektedir.

Bahsettiğim bu temel bilgilerin ışığında, hayvanlar her ortamda mutlaka kendi türüne özgü davranışlarını özgürce sergilemek istemektedir. Hayvanlar insanlarla birlikte yaşamaya başladıkça, insanın hazırladığı ve kurallarını insanın koyduğu ortamlarda yaşamasıyla birlikte, hayvanın psikolojik ve fizyolojik ihtiyaçlarını karşılamasının önemi de artmaktadır. Bu ihtiyaçların karşılanamadığı durumlarda, hayvanlarda stres artmakta, vücutta stres hormonları faaliyete geçmekte, canlı bu süreci en iyi şekilde atlatmak adına kendini rahatlatmak ve korumak için bazı hormonel ve davranışsal düzenlemelere ihtiyaç duymaktadır, fakat bu süreç belirli bir süre sonra devam ettirilememekte ve beyin ve davranış düzeyinde bozulmalar meydana gelmektedir. Bu söylediğimiz insanın istemsizce yaptığı hatalardan ve eksikliklerden kaynaklanmaktadır. Tabii bir de hayvanlara yönelmiş fiziksel ve psikolojik şiddet eylemleri de olmaktadır, bu durumlarda tablo çok daha şiddetli olmaktadır.

Ailelerin bu sorunları anlaması çok önemli, erken dönemde sorunları fark eden aileler, sorun kronikleşip, tüm hayatı ele geçirmeye başlamadan fark ettiklerinde sorunun çözümü için harcanan emek, zaman ve maddi yük de azalmaktadır, tedavinin başarı yüzdesi artmaktadır, kronikleşen ve tüm hayatı ele geçiren sorunlarda çözüm için harcanan emek, zaman ve maddiyat da artmaktadır.

Çok temel gözlemler danışan aileye hayvanlarının psikolojik ve davranış bozukluğu konusunda bilgi verebilir. Temel olarak bunlar; yeme ve uyku düzeni değişiklikleri, ses ve görüntülere verilen ani tepkiler, pet hayvanımızın beden dilinin stres ve korku yönünde artması, pet hayvanının diğer hayvanlarla ve insanlarla sosyalliğinin bozulması, inleme ve sızlanma gibi sesle ilgili değişiklikler, fazla yalanma ve tımar davranışı, yoğun strese bağlı öğürme, kusma ve mide-bağırsak düzensizlikleri, dışkılama ve idrar yapma düzeninin bozulması, hayvanın uyarılara karşı toleransının azalması gibi gözlemlerin varlığı psikolojik bozuklukların anlaşılması için önemli bulgulardır. Her hayvanda daha önce de belirttiğim gibi kendine has davranışlar da görülebilmektedir.

Tabii bunları bir skala içerisinde değerlendirecek olursak net olmak lazım ki, kesinlikle sıfırdan zirveye çıkması çok nadir olmaktadır. Hayvanlar olumsuz duyguları da olumlu duyguları da hızlı öğrenebilmekte, bağlantıları hızlı kurmaktadır fakat yine de olumsuz koşullara karşı çoğunlukla direnmektedir. Danışan aileler sorunları görmekte, bir şeylerin olumsuz gittiğini algılamaktadır. Fakat profesyonel bir destek almadıkları sürece, yani sorunlar ortaya çıktığı anda müdahale edilmezse, ortam ve şartlar zaten bu sorunun ortaya çıkmasına müsait olduğundan, çoğunlukla bu davranışları ya pekiştirmekte ya da kısa süreli engelleyip sonrasında daha şiddetli olarak sergilenmesine neden olmaktadır.

Psikolojik tedavi süreci hayvanlarda nasıldır ve hayvan sahiplerine düşen görevler nelerdir?

Danışan aile hayvanlarında bir sorun olduğunu görüyor, öncelikle bu geçiştirilmeye çalışılabiliyor, kendi yöntemleriyle sorunu çözebilir miyiz düşüncesiyle bazı denemeler yapılıyor, Dr. Google’dan, belgesel kanallarından, Youtube’dan ve profesyonel olmayan kişilerden yardım alınmaya çalışılıyor. Bu süreçte hem vakit kaybı hem de motivasyon kaybı yaşanarak, danışan aile son çare olarak bana ulaşıyor ya da doğrudan bana ulaşılarak vakit kaybı yaşanmadan ve yüksek motivasyonla tedavi sürecine başlıyoruz. Danışan ailenin de kronik üzgün, stresli ve heyecanlı olmasını da kesinlikle anladığımı ve onlarla çoğunlukla empati yaptığımı belirtmek isterim 🙂

Danışan aile şikayetlerle ulaştığında, ev ortamında ya da klinik ortamında, bunu soruna göre belirliyorum, sorun yaşayan hayvanımızın davranış geçmişini, öyküsünü ve neler yaptığını, olayın şiddetini, sıklığını ve hangi davranış bozuklukları olduğu ayrımını yapmam için öğrenmem gereken bilgileri aldığım davranış muayenesini ve davranış testini uyguluyorum. Yapılan davranış muayenesi sonrasında bazen tek bir sorun, bazen birbiriyle iç içe sorunların varlığını ortaya koyup danışılan hayvanın durumuna göre, hayvana yönelik davranış terapisi, eğitim problemlerinin çözülmesi, ailenin davranışlarının değiştirilmesi için aileye eğitim programı, psikiyatrik ilaç tedavisi, çevre düzenlemesi, egzersiz ve aktivite düzenlemesi gibi çeşitli metotları tek ya da birlikte olarak danışan aileye tedavi için planlıyorum. Çoğunlukta tedavi süreci muayene sonrası ev ortamında sürmektedir. Ev ortamından algılamamız gereken, hayvanın sorunu yaşadığı yer, ev, bahçe, sokak, site içerisi, sorun neredeyse tedavi sürecimizde orada olmalıdır.

Davranış terapisi, köpeğin yanlış-hatalı bildiği davranış yerine doğru ve istenen davranışların hayvana stres yaşatmadan, onun deneyimlemesini sağlayıp, başarmasına yol göstererek yapılan bir tedavi olduğu için, hayvanımız bu süreçte hep olumlu tepkilerle karşı karşıya kalmakta, özgüveni artmakta, başarı hissi yaşamakta, övülmekte ve stres uyaranlarına çok kontrollü olarak maruz kalmakta, terapi oturumları boyunca mutlu olduğu için öğrenmesi ve başarısı da danışan aileler tarafından rahatlıkla gözlemlenmektedir. Bu süreçte hem hayvanımız mutlu hem de danışan ailenin yüzü gülmektedir, tedaviye karşı güveni artmaktadır.

Davranış terapilerinde kısa sürede olumlu yanıt almakla birlikte, tedaviler insanlarda da olduğu gibi davranışın kalıcı olabilmesi için zamana yayılmalıdır ve kontrollü, sistematik ve işin profesyoneli tarafından yapılmalıdır.

Danışan aileler de aktif olarak terapi sürecine katılmaktadır. Bu sayede olumsuz uyaranlarla karşı karşıya kalındığında aile hayvanlarını, önceki deneyimleri sayesinde yanlış bir davranışa maruz bırakmamakta ve doğru davranarak sürecin ve daha sonrasının olumsuz etkilenmemesi için bilinçlendirilmektedir. Çoğunlukla tedavi boyunca danışan aileye terapiler haricinde de süreç hakkında teorik bilgiler verilerek, uygulama+teorik bilgi eşleştirilmesi yapılması, daha bilinçli bir aile olması sürecine destek vermektedir.

Bu süreçte ailelerin üzerine düşen görev, hayvanlarının tedavisi için verilen bilgileri doğru kullanmak, verilen ev uygulamalarının yapılmasını sağlamak ve bu tedavi sürecindeki olumlu değişimden keyif almaktır.

Davranış bozukluklarının şekillenmesinde en büyük etken nedir peki? 

Doğru olduğu düşünülen yanlış bilgiler. Hayvanları yanlış bilgilerle çok yanlış davranışlara zorluyoruz, ülkemizde köpeklerin çok rahatlıkla ifade edebilirim ki kritik dönem dediğimiz sosyalizasyon dönemleri tamamen boş ve kontrolsüz geçiyor, bunun nedeni köpeklerin bilmem kaç aylıktan önce eğitilemeyeceği bilgisi. Oysa biliyoruz ki köpekler doğdukları andan itibaren eğitilebilirler. Ya da köpek havlıyor, köpeğin boynuna şok tasması takılmasını öneriyorlar, köpek yürüyüş yaparken çekiştiriyor, dikenleri iç tarafta olan boğma tasma takılıyor, yürüyüş problemleri ya da havlama problemi depresyona ya da anksiyete evriliyor böylece, aslında çok basit yöntemlerle profesyonelce çözülebilecekken bu sefer hayvanımıza istemeden eziyet ediyoruz.

Bir kedi tüylerini fazlaca yolup yara yapıyor ve fazlaca tımarlanıyor diye, derisine sarımsak-sirke sürülüyor, şimdi kedi neden yalanır bunu bilmeyen biri kediye sirke sürülebileceğini düşünür ama biliyorsak kediye yoğun kokulu bir sıvı sürüldüğünde kedinin kendini çok daha fazla yalayacağını ve strese neden olacağını bilirsek, o sirkeyi kediye sürmeyiz. Bu nedenle kedi ve köpekle yaşamaya karar verildiğinde, aynı bebek sahibi olmak gibi ki bebek kendi türümüz, burada daha zor bir görev var, başka bir türün bir bebeğiyle yaşayacağız, o tür hakkında temel bilgileri doğru kaynaklardan almalıyız, aileler veteriner hekimlerden bilgi talep etmeli. Örneğin köpek-kedi ile yaşama konusunda insanlara danışmanlıklarımız var bunlara katılmalarını bekleriz ki hata yapmasınlar, evlerini, ortamlarını, yaşamlarını doğru düzenleyebilsinler.

Hayvan sahiplerinin petlerine yaklaşım konusunda yaptığı en büyük hata nedir?

Çok net bir soru sorduğun için teşekkür ederim. Hayvan sahiplerinden ziyade insanların çoğunun hayvanlara yaklaşım konusundaki en büyük hatası, antropomorfizimdir yani hayvanları insanlaştırmak. Bu o kadar çok sık yapılan bir hata ki, terim olarak bile literatüre geçmiştir. Davranış bilimi açısından bakıldığında her hayvan türünün kendine has içgüdüleri olabileceği gibi, bununla birlikte türe özgü davranış özellikleri de mevcuttur. İnsanlar onlara insanmışcasına davrandıkları zaman onların tüm zenginliklerini yitiriyoruz. Bu davranışın sonucu olarak da hayvanlarda da kendi davranış özellikleri kısıtlanıp, başka türlü davranmaya zorlandığında, bu zorlanma yeri geliyor fiziksel şiddet, yeri geliyor sosyal mahrumiyet ya da sözlü ceza ile olumsuz pekiştirildiği için, canlı kendi davranışlarını sergileyememekte bu da canlı da strese neden olmaktadır. Stres sonucunda da davranış bozukluğu ve psikolojik rahatsızlıklar olarak nitelendirebileceğimiz sorunlar ortaya çıkmakta bu da canlının hayat kalitesini olumsuz etkilemektedir.

Peki önemli bir soruyla devam edelim… Engelli bir hayvana yaklaşım nasıl olmalıdır? 

Bir canlının tek engeli zihnidir ve aslında hayvanların doğal ortamlarda hayata adaptasyonları insanlara göre çok yüksektir. Bu nedenle onların davranış özellikleri göz önüne alınıp, insanın negatif etkisi etkilemediği sürece, olumlu yaklaşımlarla ve fiziki yapısının zarar görmesini engelleyecek önlemler alınıp, uygun ortam sağlandığında tüm engelleri ortadan kaldırmış oluyoruz.

Engelli hayvanların fiziksel özellikleri göz önüne alınıp, onlara uygun çevre zenginleştirmesi yapılması hem mevcut fiziksel özelliklerini kullanarak güçlendirmesine yardımcı olacak hem de psikolojik olarak gelişimini destekleyecektir. Örneğin, görme yetisini kaybetmiş bir kedinin mamasını, tane tane mama kabına yol yapacak kadar koyarak hem onun koku kabiliyetini geliştirebiliriz hem de oyalanmasına yardımcı oluruz.

Son olarak şunu söylemekte fayda görüyorum, hayvanlardaki davranış problemleri aslında veteriner psikiyatri ve psikoloji özelleşmesi diyebileceğimiz bir alanın öncüsü niteliğindedir. Bu nedenle bu konunun hafife alınmaması gerektiğini söylemek istiyorum. Hepimiz gibi hayvanların da bir hayatı mevcut ve bunu en iyi şekilde yaşamaları gerekir.

Benimle bu konu çerçevesinde bir söyleşi yaptığın için teşekkür ederim. Tek dileğim, davranış sorunları yaşayan ailelerimize ve hayvanlarımıza mutlu bir yaşantının uzak bir hayal olmadığının bilinmesini sağlamaktır.
Kaynak: http://www.kalbimdekipatiler.com/hayvanlarda-davranis-bozuklugu-ve-psikoloji/

Kitap Önerisi: C. Aytmatov – Elvada Gülsarı

Cengiz  Aytmatov ile aynı meslekten yani veteriner hekim olmanın gururunu taşırım hep. Bu süreçte olabildiğince veteriner hekim olan yazarlarınelveda gülsarı kitaplarını paylaşmaya çalışacağım. İlk olarak Kırgız yazar Cengiz Aytmatov’un güzel eseri Elvada Gülsarı, kitap Kopar zincirlerini Gülsarı adıyla da beyaz perdeye uyarlanmış

Gülsarı ırk ve çok ünlü bir yorga atıdır. Bir yolculuk sırasında Gülsarı hastalanır ve kitapta doğumundan, ölümüne kadar neler yaşadığını Aytmatov’un güçlü kaleminden okuyoruz. Kitap bununla kalmayıp dönemin Kırgızistan’ında Kırgız coğrafyası ve siyası iklim hakkında da çarpıcı betimlemelerde bulunuyor.

Herkese iyi okumalar diliyorum.

Veteriner Hekim Gökhan DURUKAN

Petinfo Ocak 2017 Sayısı Yazım: Davranış bozukluklarının önlenmesi “En mükemmel tedavi”

Modern hekimlikle tüm hastalıkların ve rahatsızlıkların tedavisinden çok bu durumların ortaya çıkmasının önlenmesi amaçlanmaktadır. Hastalık tedavisi yıpratıcı, masraflı ve zaman alan bir süreçtir. Bu nedenlerle davranış bozukluklarının önlenmesi de veteriner hekimlikte çok önemli bir süreçtir.

Veteriner hekim, kliniğine başvuran dostlarının hastalanmaması için onları korumaktadır. Bunun için aşılamalar yapmakta, bazı öneriler vermekte, yapılması ve yapılmaması gereken durumlar için ufak dostlarımızın ailesini bilgilendirmektedir.
Davranış bozukluklarını oluşturabilecek etkenler ve durumlar bilinerek bu bozukluklara sebep olacak durumların ortadan kaldırılması ve dört ayaklı dostlarımızın bu durumlarda uzak tutulması amaçlanmalıdır. Planların her hayvan türü için ayrı düzenlenmesi gerekir, kediler ve köpeklerin farklı bir davranış bozukluğu önleme sürecinden geçmesi ve uyulması gereken kurallara tabi tutulması önemlidir.
Kedi ve köpekle yeni yaşamaya başlayan aileler için ilk uğrak noktalar veteriner klinikleri olmaktadır. Veteriner hekimden alınacak bilgiler bu nedenle çok önemlidir. Veteriner hekim, aileye yeni bir hayvanla yaşama hakkında bilgi vermelidir. Burada en önemli nokta ailenin hiçbir konu hakkında bilgisi yokmuş gibi bilgi verilmesi gerektiğidir. Üzerinde durulması gereken noktalardan önemli olanları tüm canlılar ve insanlarla sosyalleşme gerekliliği, hayvanlar hakkında aileler için yazılmış materyal, sosyal medya ve görsel içerikler listesi, hayvanlarına nasıl güvenli ve huzurlu bir ortam sağlamaları gerektiği, ev ortamında kısıtlamalar, box eğitimi ve ev içi kontrolün sağlanması, tuvalet/tuvalet kabı eğitimi, oyun ve egzersiz rutini, kontrolsüz ve yaralayıcı davranışların nasıl önüne geçileceği ve ödül eksenli eğitim ve istenilen davranışların şekillendirilmesi ve temel bakım ihtiyaçlarının hayvana tanıtılması gibi öncelikli konular hakkında bilgi verilmelidir. Bunların bir seferde yapılması zorunlu olmamakla birlikte gelişim periyoduna uygun olması ve geç kalınmaması önemlidir.
Kedi ve köpeklerde sosyalizasyon dönemleri farklıdır. Kedilerde 2-7/9 haftalar, köpeklerde ise 3-12 haftalar arası sosyalizasyon dönemi olarak bilinmektedir. Bu dönem içerisinden olumlu takviyeler ve sistematik bir yol izlenerek canlının hayatı boyunca karşılaşabileceği canlı ve cansız uyaranlara karşı onu hazırlamak ve alıştırmaktadır. Bu dönem her tür için belirli özellikler gerektirmekle birlikte, ailenin de yaşam tarzı dikkate alınarak değişiklikler eklenmelidir

Gelişimlerini en uygun şekilde olması için nasıl bir yol izlemeliyiz?
Hasta sahiplerinin beklentilerini karşılayacak tür ve ırk seçimi yapmaları gerekir. Bu ne demektir, sportif bir yaşam tarzı olan bir aile, ilerde kalp problemleri sık görülen bir ırk olan malta terrieri seçmemeli daha hareketli ve eklem problemleri daha az görülen ırklardan olan border collie ya da jack russel terrier seçimi yapmalıdır. Ev için köpek seçilecekse, evde yetiştirilmiş ve bu konuda sorun yaşamamış annelerin yavrularına ulaşmaya çalışılmalıdır. Yavru seçimi tamamladıktan sonra sosyalizasyon döneminin tamamlanmasından önce, insanlarla ve diğer canlılarla etkileşime geçmesi için fırsat sağlanmalıdır. Köpeğin kendi türüyle iletişimi için 7-8. haftalar idealdir. Bu dönem korku dönemi öncesi olduğu için teşvik etmek daha kolay olacaktır. Kedilerde ise bu alıştırma uygulamaları 7-9 haftalar arasında yapılmalıdır. Hayatlarının ilk aylarında değişik uyaranlar ve çevresel etkenlere alıştırılmalıdırlar. Hayvanların ilerleyen yaşlarda maruz kalabileceği, ancak şu anda çevrede bulunmayan tüm insanlar, hayvanlar ve konumları göz önünde bulundurulmasını sağlayın ve bunlara alıştırılma uygulamaları yapılmasını isteyin. Çocuklara, yaşlılara, fiziksel ve davranışsal olarak aile üyelerinden farklı olan insanlarla temas edilmesine özen gösterin. Aşırı derece korku vereceğini düşünülen durumlardan ve maruz kalmalardan kaçınılmalı, hayvan ortaya çıkarttığı korku belirtileri için izlenmeli ve tüm çalışmaları ve karşılaşmaları olumlu olmasını sağlanmalıdır. Olumlu ilişkilendirme için oyuncak ve ödül kullanılması yararlı olacaktır. Kontrollü bir ortamda erken eğitim ve sosyalizasyon için köpek ve kedi yavruları için düzenlenmiş sosyalizasyon sınıflarını ya da eğitimlerinin profesyonelliğinden yararlanmalarını sağlanabilir.

Ergenlik ve yetişkinlikte neler yapılmalı?
Yeterli sosyalliği kazanmış bir hayvanın, ileriki dönemlerde de hayatı, bu dönemi eksik geçirmiş yaşıtlarına göre çok daha keyifli geçmekte ve davranış sorunları daha az görülmekte. Sosy alizasyon dönemi sonrasında da dikkat edilmesi gereken durumlar vardır. Hayvanın eve alışması, kendi rutinini oluşturmaya başlaması bu dönemlerde olmaktadır.
Evde ya da bahçe ortamında yaşayacak hayvanımızın türüne ait gereksinimlerini yerine getirebilmesi için ona uygun bir ortam hazırlamalıdır. Bu ortamda olması gereken tür için gerekli materyaller ve koşullar sağlanmalı, bireyin büyüklüğü, yaşı, cinsiyeti, sağlık durumuna göre değişkenlik göstermelidir. Köpekler için evde istirahat ederken kullanabilecekleri yer yastıkları olması, koltuklara çıkmasını önlemek için idealdir. Kediler için ise ev ortamında özel alanlarının yaratılması, kendilerini güvende hissetmeleri ve bizlerden dahi rahatsız olduklarında özel yaşantılarını sürdürebilecekleri korunaklı bölgeler yaratılması stresle mücadele edilmesi için önemlidir. Kediler için bu alanlar, ev içerisinde kediler için yapılan kedi ağaçları, kutuları gibi özel bölgelerdir.
Bu alanlara ek olarak köpekler için av niteliğinde olan içine gıda konulabilen oyuncaklar köpeklerin av güdüsünü teşvik edip onu kullanacağı için zihinsel olarak oyalanmasına yardımcı olur, diğer seçenekler ise, kemikler ve çiğneme oyuncaklarıdır. Bunun haricinde köpeklerin dış ortamlarda, tenis topları ve oyuncak içinde gıdaları bulma oyunları da zihinsel gelişimleri için önemlidir
Kedilerde ise ev ortamında tırmanma rafları, tüneller, saklanma ve dinlenme alanları oluşturulması çok daha az strese girmelerine imkan verecek ve davranış problemlerinin önlenmesine katkı sağlayacaktır. Özellikle kedilerin avlanma güdülerini tatmin etmeleri için tırmalama tahtaları kullanması, kendilerine olan güvenlerini artıracaktır. Hareketli küçük oyuncaklar da fare avını andırdığı için kedilerin zihinsel olarak oyalanmasına yardımcı olmaktadırlar.
Fiziksel aktiviteler, canlıların enerjilerini atmaları için olmazsa olmazlardır. Burada önemli olan bir rutinin olması, belirli bir gün aralığı olması ve gün içerisinden birden fazla belirli sürelerle yapılıyor olması önemlidir. Sadece haftasonunu ya da haftanın bir iki günü tüm haftayı telafi edecek aktiviteler yapmak yetersiz olacaktır, önemli olan günde 1-2 kez ve haftanın 4-5 günü 20-25 dakikalık değişik, hayvanınızın ve sizin keyfini yerine getirecek uygulamalar planlamaktadır. Özellikle köpekler için farklı parkalar ve sokaklarda yürüyüşler yapılması, rotaların değiştirilmesi, yakala getir, frisbi, koşu, yüzme, çeviklik parkuru gibi etkinlikler hem fiziksel hem de zihinsel tatmin sağlamaktadır.
Bunlarla birlikte sosyal etkinliklere de dahil edilmeleri, kendi türlerine özel davranışları pekiştirmeleri ve sosyalliklerini sürdürmeleri için önemlidir. Burada önemli olan, arkadaş olarak seçilecek bireylerin, davranışsal ve fizyolojik olarak sağlıklı olmalarıdır. Hem diğer bireylerden sağlığı tehdit edecek bulaşıcı hastalıkların alınmaması hem de davranışsal olarak hayvanınızın zihnini karıştıracak durumlara meydan vermemek için kontrollü sosyalleşmelere izin verilmesi önemlidir.
Bunlara ek olarak, köpekler ya da kediler bizlerden farklı türlerdir. Bazen aramızda iletişim sorunlarına bağlı olarak gerginlikler olabilir. Bu gerginlikleri onların vücut dillerini iyi okuyarak ve yaşamsal ihtiyaçlarını anlayarak cevap verdiğimiz sürece aramızdaki ilişkilerin olumsuz yönde değişmesi önlenmektedir. Fakat onları anlamak yerine başımızdan atmak için durumu geçiştirmek gibi yanlış yaklaşımlarda bulunulduğumuz sürece üstü örtülen sorunlar daha sonra çok daha büyüyerek ailelerin karşısına çıkmaktadır.
Veteriner hekim olarak, aile ile hayvanın ilişkisi klinik ziyaretlerinde çok iyi gözlemlenmeli, yanlış bir ilişki, ileride kötüye gidecek bir davranış başlangıcı ya da sorunlu bir aile-hayvan ilişkisi gördüğümüzde bunu aileye uygun bir dille anlatmamız ve bunun için uygun çözümler sunmamız gerekmektedir.

Veteriner Hekim Gökhan DURUKAN

Petinfo Dergisi Ocak 2017 Sayısı‘nda yayınlanmıştır.

Petinfo Aralık 2016 Sayısı Yazım: Hayvanlarda Psikolojik Bozukluklara Yaklaşım

Dünyamıza çok daha fazla temas eden hayvanların, doğal davranış özellikleri ve davranış bozuklukları, zihinleri, psikolojileri gibi özellikleri çok daha fazla önemsenen ve sorgulanan bir unsur olarak karşımıza çıkmaya başladı.

Davranış özellikleri mesleğimizde hayvanlarının hastalıklarını anlamak için önemli bir veri kaynağı sunmaktaydı, peki ya anormal olan bir davranışın fizyolojik bir bozukluk dışında psikolojik bir bozukluğun da haberci olamaz mıydı? Bu sorunun cevabı veteriner psikoloji biliminde gizli. Bu gizemin kapıları 20. yüzyılın ortalarında bilim insanları tarafından aralanmaya başladı. Hayvanların normal davranış kalıplarının ve nedenlerinin ortaya çıkarılmasıyla birlikte, bozuk olan davranışlar konusunda görüş birliği oluşturulmaya ve bu bozuk davranışların nasıl düzeltileceği konusunda çalışmalarla bu gizin kapıları aralanarak, veteriner hekimlik alanında tüm dünyada önemli bir disiplin olarak algılanmaya ve uygulanmaya başlandı.

Veteriner Hekim Davranış Bozukluklarında Nasıl Bir Yol İzlemeli?
Hasta sahipleri tüm problemleri için veteriner hekimleri bir çözüm bulucu olarak görmektedir, bu problemlerde, hayvanların tuvalet kabından, giysisine, çiftleşme zamanı gelmiş bir hayvanın bulacağı eşe kadar geniş bir alan vardır. Hayvan sahipleri hayvanlarının psikolojik ve davranış sorunlarında da haklı olarak biz veteriner hekimlere danışmaktadırlar.

Mesleğimizin tamamen içinde bir alan olan davranış bozukluklarının çözümünü yine bu konuda eğitimli ve deneyimli meslektaşlarımızla konsülte ederek ya da yönlendirme yapılarak çözülmesi gerekmektedir. Meslek dışı eğitmenlere, kendini davranış uzmanı olarak tanıtan şahıslara yönlendirme yapmak hastalarımızın çok daha içinden çıkılmaz bir duruma düşmesine neden olmaktadır.

Tanıya Giden Yol
Veteriner hekimlikte tanı hekimler için olmazsa olmazdır, tanı konmadan yapılan her işlem zifiri karanlıkta hedefsizce koşmak gibidir. Psikolojik ve davranış bozukluklarında tanı için geliştirilmiş özel anamnez yöntemleri, davranış testleri ve davranış gözlemleri mevcuttur. Bunlara ek olarak veteriner hekim gerek duyarsa hemogram, kan biyokimyası, tomografi, EEG ve sindirim enzim testleri gibi geniş bir yardımcı kaynağı kullanabilir.

Veteriner hekim, davranış muayenesini hastanın davranış bozukluklarını gösterdiği ortamda yapması tanı için zengin bilgi elde etmesine katkı sağlamaktadır. Anamnez sırasında hasta sahibinden alınan bilgilerin değerlendirilmesinde yanıltıcı bir gözlem olabileceği göz ardı edilmemelidir. Veteriner davranış muayenesinde kullanılmak amacıyla geliştirilmiş ve özelleştirilmiş psikolojik testlerin kedi ve köpekler için ayrı ayrı hazırlanmış olması önemlidir. Çünkü kedi ve köpekler birbirinden farklı türü temsil etmekte ve etolojik olarak birbirinden ayrı davranış kalıpları sergilemektedir. Bununla birlikte davranış bozukluğuna götüren etkenler de bir çok noktada bu iki tür için ayrı etki gücüne sahiptir. Anamnez ve psikolojik/davranış testleri sonrasında konulan tanıyı destekleyecek, hastalıkların ayırıcı tanısı ortaya çıkaracak özel testler ile tanı güçlendirilmelidir. Ayırıcı testler birebir davranış gözlemlerine ve testlerine dayandırılmalı, hasta sahibi bilgisi ve etkisi en aza indirilerek yapılmalıdır.

Hekimin tanısı sayısal veriler ile ortaya konulabilir olmalıdır, bu sayede tedavi süresince bu sayısal verilerdeki değişiklik takip edilebilir olmakla birlikte veteriner hekimin hasta sahibi ve hastasına karşı sorumluluğu için önemlidir. Unutmayalım ki ünlü bilim insanı Leonardo Da Vinci ”Matematiksel olarak gösterilemeyen hiçbir çalışma gerçek bilim sayılamaz” demiştir.

Tedavi için Seçenekler Nelerdir?
Tanımızı gözlemler ve matematiksel olarak ifade edilebilir şekilde ortaya koyduktan sonra, tedavi için en uygun bilimsel metotlara karar verilmeli, verilen kararın hastaya ve hasta sahibine uygunluğu gözden geçirilmeli ve sonuç olarak hastaya ve hasta sahibinin de tedaviye katılımını güçlendirecek ve sonuca en net olarak yaklaştıracak tedavi planı seçilmelidir. Bu planı yaparken ve seçerken, şu her zaman tedavinin başarısı için göz önünde bulundurulmalıdır. Davranış tedavisinde üç ayaklı bir masa söz konusudur, masanın yıkılmadan dengede durması için veteriner hekim, hasta ve hasta sahibi bu ayakları oluşturmakta ve tedavi bozulmadan ilerlesin diye üstüne düşen görevleri yapmak zorundadır.

Veteriner hekim hem kendisinden hem de hastasından sorumludur ve bu iki ayağın başarısı onun elindedir. Çünkü hayvanlar doğru ve sistematik bir şekilde etkileşime geçildiği takdirde, istenilen davranış kalıbını öğrenmeye açıktırlar Burada önemli olan veteriner hekim olarak sizin yaklaşımınızdır. Fakat hasta sahiplerinin de tedavi planına mutlaka katılması ve sorumluluk alması gerekmektedir ki üçlü masa ayağıyla dengede olunabilsin. Veteriner hekim tanıya, hastaya, hastalığın özelliklerine göre davranış terapisi, medikal tedavi, tamamlayıcı tedavi (feromon ve gıda) gibi yolları seçebilir. Tedavi seansları süresince hasta sahibi gerekli zamanlarda ev ödevleriyle hastaya uygun yaklaşımı öğrenmesi konusunda bilgilendirilmeli ve teknikler öğretilmelidir.

Tedavinin Başarısı Nasıl Değerlendirilir?
Davranış bozukluklarında ve psikolojik rahatsızlıklarda tedavinin başarısı, davranıştaki normale yakınlaşma ve bozuk davranışların tekrar gözükmemesiyle birlikte, hastanın ve hasta sahibinin daha sonra oluşan davranış sorunlarının engelleyebilme ve onlarla başa çıkabilme yetisi kazanması tedavinin başarısı için en önemli unsurlardır.

Sonuç olarak;

Tüm bu veriler ışığında ve yapılan çalışmalar değerlendirildiğinde, bu unsurlardaki genel başarı seviyesinin yüksekliği tedavi planında davranış terapisinin yer almasının önemini bize göstermektedir. Sadece ilaç tedavisi ya da destek tedavi ya da bu konuda yetkin olmayan kişilerle yapılan çözüm arayışlarında bu unsurların düşük olması da başarısız olan davranış tedavilerindeki eksikliğin bilimsel yaklaşımdan uzak ve uygun olmayan tedavi planlarına bağlı olduğunu göstermektedir.

Cevap alınamayan tedavilerden yorulmuş, stresli bir hasta sahibinin de hastamızı olumsuz etkileyeceği göz önünde bulundurulmalıdır. Bu nedenle gerekirse hasta sahibinin de bu stresli durumdan çıkması için profesyonel bir destek alması konusunda bilgi verilmesi tedavi açısından olumlu olacaktır.

Davranış tedavisinde, her seansta hastanın olumlu yönde gidişatı, hasta sahibinin ve hastanın motivasyonu etkiler. Özellikle başarısız kişilerin denemelerinden çıkarak bizlere gelen hastalarda mutlaka hastayı rahatlatıcı ve hasta sahibinin motivasyonunu yükseltecek uygulamalara gidilmesi esastır. Bu nedenle, davranış tedavisini yapan hekimin mutlaka her durum için hastayı kontrol altına alıp onu rahatlatacak uygulamaları birincil olarak kullanması, motivasyonu yüksek tutup, hasta sahibinin ve hastanın tedaviden uzaklaşmasını engeller ve tedaviye giden yoldaki tüm olumsuz etmenleri uzaklaştırmış olur.

Veteriner Hekim Gökhan DURUKAN

Kaynak: http://www.petinfodergi.com/diger/hayvanlarda-psikolojik-bozukluklara-yaklasim/Petinfo Dergisi

Saldırgan Köpeklerde Neler Yapılmalı?

Agresyon, tüm canlılarda yaralama amacı gösteren tüm davranışlar olarak nitelendirilebilir. Köpeklerde saldırganlık yaralayıcı amaç güdüyor olması hasta sahipleri açısından nahoş bir durumdur, saldırıların sonuca ulaşması ya da ulaşmaması arasında hisler açısından çok ciddi fark oluşmamaktadır. Hasta sahibi de köpek de bu durumdan ciddi olarak etkilenmektedir.

Agresyon gösteren köpekleri bu davranışa iten farklı motivasyonlar vardır bunlar korku, agresyon davranışının pekiştirilmesi ile öğrenme, ağrı, sahiplenme, liderlik gibi birbirinden farklı motiflerdir.

Dikkat edilmesi gereken nokta, farklı durumların saldırganlığı oluşturmasıdır, bu farklılıklar tedavini planını ve gidişatı belirleyecek en önemli etkendir. Örneklerle daha güzel anlaşılması için şu şekilde açıklamakta fayda var. Baş ağrısını oluşturan durumun, yorgunluğa, bir kafa travmasına, bir tümöre, bir sinus iltihabına bağlı oluşabileceği bilinmekteyse, yorgunluktan kaynaklı baş ağrısı tedavisi ile kafa travmasına bağlı bir baş ağrısının tedavisi aynı olmayacaktır. Konumuzda da saldırganlığı oluşturan durumların tedavileri birbirinden farklı olmaktadır.

Bunlarla birlikte, öncelikli olarak yapılması gerekenler olarak;

Saldırganlığı oluşturan olayları ve durumları belirleyin.

Köpeğinizi, saldırganlığı tetikleyen durumlardan ve olaylardan uzak tutun.

Uzak tutamıyorsanız, mutlaka kontrollü olarak bu durumlarla karşı karşıya getirin.

Tedavisi tamamlamana kadar mutlaka ağızlık kullanın.

Saldırganlık durumlarında, korkusu arttıracak elektrikli tasma, disk vs kullanmayın.

Saldırganlık durumlarınızda köpeğinize kaba kuvvet ya da yüksek ses uygulamayın.

Köpeğinizin kayışını mutlaka kontrol edilebilir kısalıkta olmasına dikkat edin.

İnsanlara karşı agresyonu varsa, kendi başınıza insanlara alıştırmak ya da onlara arkadaşça yanaştırmak için gıda ya da herhangi bir yol denemeyin.

Ceza, tehdit ve korkutucu eğitim metodlarını saldırganlığa karşı kullanmayın.

Veteriner Hekim Gökhan DURUKAN

Sokak Köpeklerinin Davranışları Eğitimi 3. Semineri @İstanbul Üniversitesi

İstanbul Üniversitesi Veteriner Fakültesi Köpek Psikolojisi ve Eğitimi Kulübü’nün daveti ile İÜ Avcılar Yerleşkesi Veteriner Fakültesi’nde gerçekleştirdiğimiz eğitim seminerleri dizisinin 3.sünü katılan veteriner hekim meslektaşlarım ve meslektaş adayı fakülte öğrencileriyle gerçekleştirdik.

3. seminerimizde, köpek ısırıklarının özellikleri, ısırıkların verdiği zararlar, kuduz köpek davranışları, köpek ısırıklarının önlenmesi, klinikte köpek ısırıklarının önlenmesi için uygulamalar, saldırıda köpeklerde vücut dili ve davranışları, saldırı anında yapılacak uygulamalar konusunda bilgilerimizi paylaştık.

Çok keyifli bir seminer gerçekleştirdik, KÖPEK kadrosuna ve katılan herkese çok teşekkür ederim.

Veteriner Hekim Gökhan DURUKAN