Sokak Köpeklerinin Davranışı ve Kontrolü Eğitim Semineri

İzmir Büyükşehir Belediyesi Veteriner Hizmetleri Müdürlüğü kapsamında yapılan seminerimizde, sokak köpeklerininIMG_1148 tanımak, köpeklerin iletişim dilini ve beden dillerini öğrenmeyi sağlamak, sokak köpekleriyle iletişim temelleri konusunda bilgi sahibi olmak, köpek ısırıklarının önlenmesi için neler yapılması gerektiğini bilmek, köpeklerin sürü ve bireysel olarak davranışlarının görmek ve bu davranışlarının ne anlama geldiğini anlamlandırmak, sokak köpeklerinin sahada kontrolünü sağlamak ve tüm bu konuların uygulamada nasıl kullanılacağını ve en önem verdiğim hususlardan biri olan insancıl yakalama çalışmaları hakkında neler yapılabilir örneklerini tüm ilçe ve büyükşehir veteriner hizmetleri çalışanları olan veteriner hekimler, yakalayıcı ve bakıcı arkadaşlara anlatmaktan büyük keyif aldım.

2 gün boyunca toplam 94 katılımcı arkadaşlarımızla sokak köpekleri davranışları hakkında bilgi alışverişinde bulunduk.Gündüz teorik eğitimlerimiz sunum eşliğinde yapıldı sonrasında ise uygulama alanında sokak köpeklerinin beden dili, iletişim davranışları gibi sahada uygulama pratiğinde, veteriner hizmetleri çalışanlarına katkı sağlayacağını düşündüğümüz uygulamalar eşliğinde iki günümüzü dolu dolu eğitimler tamamladık.

Seminerimizin düzenlenmesinde ve sokak köpekleri popülasyonunun insancıl yönetimi için emek harcayan İzmir Büyükşehir Belediyesi Veteriner İşleri Müdürü Veteriner Hekim Dr.Hande Özyoğurtçu Gültekin’e ve tüm katılımcılara teşekkür ederim.

Eğitim konu başlıkları için tıklayınız.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

 

 

Davranış Bozukluklarında İlaç Kurtarıcı mıdır?

Yazıyı okumadan cevap arayanlar için:) Hayvanlarda görülen davranış bozuklukları ya da psikiyatrik hastalıklarda ilaç kullanmak mümkündür.

Yazının bu kısmı da neden mümkündür, gerekli midir, hangi hallerde gereklidir sorusuna cevap arayan okuyucular için.

Kazanılmış, yani dış etkiler(insan ilişkileri, travma, sadist bir olay) ya da organizmanın kendi iç stres nedenleri(yalnız kalma hissi, herhangi bir hastalık) gibi nedenlerle ortaya çıkan durumlarda sentral sinir sistemi(beyin)’de oluşan mediyatörlerdeki değişiklikler gibi durumlarda dahi tek başına davranış terapisi, bu konunun uzmanı tarafından bilimsel metotlarla uygulandığında ilaçsız tedavi mümkündür. İlacı bu kısımda tedaviye dahil edilmesi hekimin vereceği karara göre uygulanmalıdır. İlaç tedaviyi hızlandırabileceği gibi bu konuda yeterli bilgisi olmayan ya da yanlış ilaç seçimi yapan bir hekim tarafından verilen ilaç davranış terapisini olumsuz etkileyebilir. Fakat konunun uzmanı tarafından reçete edilen uygun ilaçlar tedaviyi hızlandırıp, sonuç alma oranını arttırdığı bildirilmektedir.

İlaçların bu durumda etkisi hastayı, terapistle senkronize çalışmaya uygun kılar, bir nevi işbirliğine ikna eder. Fakat hayvanlarla iletişime geçmek insanlardan çok daha kolay olduğu düşünülürse, çünkü hayvanlarda insanlar kadar komplike canlılar değillerdir, ilaçsız tedavilerde de sonuca ulaşmak mümkündür. Bu durumun, biz veteriner hekimlerin avantajı olduğunu düşünürüm her zaman, canlının biyolojisine doğrudan müdahale etmeden, onunla iletişime geçerek, doğru ve yanlışları öğretmek her zaman çok daha kalıcı ve doğru sonuç almamıza imkan tanır. Doğru yapılan davranış terapisi, başlangıçta düzensiz olan nöromediyatörlerin de düzenli bir hale gelmesine yardımcı olacaktır.

Tek başına ilaçla yapılan davranış bozukluğu tedavisini, gemiden düşmüş bir yolcuya can simidi atılmasına benzetiyorum, yolcu çekilmek için hazırdır fakat onu gemiye çekecek biri olmalı, çekerken ne yapması gerektiğini, ne yapmaması gerektiğini gösteren bir kılavuz olmalıdır. Eğer kılavuzu yoksa can simidiyle birlikte seyahatini tamamlar…

Sonuç olarak, davranış teapisi davranış bozukluğunun olmazsa olmazıdır, bununla birlikte gerekli durumlarda psikiyatrik ilaçlar da tedaviye yardımcı olarak eklenebilir.

Veteriner Hekim Gökhan DURUKAN

 

 

 

 

Türk Çoban Köpeği Kangalın Davranış Özelliklerine Genel Bir Bakış

1988 yılında 331 numara ile FCI’a kaydı yapılan Kangal köpeğinin davranışı ile ilgili
standartlar federasyon tarafından; agresyonsuz, cesur, kararlı,sadık, bağımsız, çok zeki,
gururlu ve kendinden emin, sahibine itaatkar ve sadık, yabancılara karşı kuşkuyla yakalaşan bir ırk olarak belirlenmiştir.
1995 yılında AKC (American Kennel Club)’e kaydı yapılan ve 1998’de görev köpeği –
sürü koruma köpeği- sınıfına alınmış olan kangal köpeğinin davranış özellikleri AKC tarafından şu şekilde belirlenmiştir: Dikkatli ve zeki, sakin, sadık, itaatkar, iç güdüsel olarak koruyucu, yüksek oranda teritoryal, cesur ve adaptasyon kabiliyeti yüksek.
Yaklaşık 40 yıldır Kangallar üzerine çalışan KDCA (Amerikan Kangal Kulübü) üyesi D.D.
Nelson, kangal köpeğinin özellikleirnin tipik sürü koruma köpeği özelliklerini kapsayan yerli yersiz agresyondan sergilemeksizin cesur, kararlı, bağımsız, dayanıklı, sakin, sadık, uyanık, kolay eğitilebilir olarak ortaya koymuştur.

Makalenin devamı için lütfen tıklayınız.

Neden Hayvan Psikolojisi Önemli?

Animal-Psychologist-300x200Veteriner hekimler olarak, diğer hekimlerden bazen avantajımız bazen dezavantajımız olarak uygulamada uzmanlık eğitiminin olmaması ve tek alanda hasta bakılmamasıdır. Yani bir veteriner hekim uzmanlığı deri hastalıkları ise sadece deri hastalıklarına bakar diye bir kural yoktur, çok az da olsa sadece uzmanlık alanı dışında hasta bakmayan idealist meslektaşlarımız yok değil, fakat tıp eğitimi ve uygulamasında bu kural geçerlidir. Burada belirli bir sistem üzerinde uzmanlaşmış hekimlerin olması o hastalıklara ait nedenlerin ortaya daha hızlı ve net bir şekilde konmasına ve bu sayede tedavinin daha başarılı olmasına imkan sağlamaktadır. Fakat bu durum komplike hastalıkların çözülmesinde başarı şansını azaltmakta olduğu düşünüyorum.

Biz veteriner hekimler olarak hastaya deri, solunum yolları vs gibi sistemsel olarak değil hasta olarak tümden bakmak zorundayız çünkü aldığımız eğitim bizi bu şekilde bir bakış açısına yönlendirmekte ve şu an için ülkemizin hayvan sağlığı anlayışı da bu durumu destekler niteliktedir.

Öğrencilik yıllarımın başından bu yana psikolojinin canlı organizmaya etkisi ilgimi cezbetmekteydi, şanslıyım ki uzun uğraşlarım sonucu bu konuda eğitim almaya fırsat buldum.

Hayvanların çevreden etkilenme düzeyleri, insanlara göre çok daha azdır, daha çok içsel mekanizmaları ile hayatlarını sürdürürler.

Eğer ki bir hayvanın psikolojisi olumsuz yönde bozulmuşsa, gerçekten ortada kötü bir durum vardır.

Çevremizden, stres nedeniyle, kalp krizi geçiren, kanser olan, böbrek hastalıkları geçiren insanlar olduğunu duymuşsunuzdur, bir de şu yönden bakın, çevreden bu kadar az etkilenmesine rağmen bir hayvancağız strese girdiyse gerçekten çok direnmiş çok çabalamıştır ama ruhsal durumu bu stresle başa çıkamayıp psikolojisi bozulmuştur, peki sadece sergilediği davranışlar ve psikolojisi mi bozulur hayvanların da? Onların da kalpleri, böbrekleri, bağışıklık sistemleri, kanser olabilecek organları var mı?

Evet onların da aynı insanlar gibi psikolojiler, kalpleri, böbrekleri, bağışıklık sistemleri ve kanser olabilecek organları var…

Hayvan psikolojisi önemli mi önemsiz mi bir de siz düşünün…

Veteriner Hekim Gökhan DURUKAN