Davranış Sorunu Yaşayan Köpekler Erken Ölüyor!

İngiliz araştırmacı Boyd ve arkadaşlarının 2018 yılında Animal Welfare akademik dergisinde yer alan çalışmalarına göre, davranış sorunu yaşayan köpeklerin erken öldükleri belirtildi.

Davranış bozuklukları ve bu bozuklukların profesyonel olmayan kişilerce çözüm

shutterstock_91175882

yöntemleri nedeniyle köpeklerin refah ve psikolojileri bozulmaktadır. Özellikle kaygı(anksiyete), korku-fobi gibi duygu durum bozukluklarında ve köpeğin doğal davranışlarının bilinmemesi nedeniyle doğal davranışlarının kontrolünde

aversif(kaçındırıcı) ceza yöntemlerinin kullanılması, köpeklerde bu davranışları ortaya çıkartan motivasyonları, yani nedenleri üzerinde durumu daha da kötüleştirici etkiye neden olmakta ve böylece köpeklerin sorunlarını arttırmaktadır. Artan sorunlar neticesinde çoğu köpek terk edilmekte ya da çözümsüz kalınarak ötenazi uygulanmaktadır.

Araştırmada 3 yaş altı köpeklerde davranış bozukluğu ile oluşan ölüm oranları diğerlerinden %33 daha fazladır.

Davranış sorunları nedeniyle ölen köpeklerde, ev değiştirme oranı %12 yani 10 köpekten biri düzelir umuduyla yeni bir eve gönderilmişti.

Ölüm oranları en çok saldırganlık %54 ve kontrolsüzlük nedeniyle oluşan trafik kazaları %39.(1)

Araştırmaya ek olarak, yoğun stres, kaygı ve korku problemleri sadece davranışları etkilememektedir. Bu duyguların ortaya çıkmasında fizyolojik değişiklikler de önemli rol oynamaktadır.

Stres-kaygı bozukluklarında ve depresyonda, yüksek kortizol ve adre

nalin salınımı nedeniyle, kalp-damar hastalıkları, tip 2 diyabet(şeker hastalığı), köpek zihinsel işlevsizlik(köpek demansı), böbrek işlev bozuklukları, mide-bağırsak hastalıkları(ülser, kolit), alerji sorunları, solunum yolu ve immun sistem(bağışık) sorunlarına bağlı infeksiyöz hastalıklara bağlı kronik hastalıklar ve ölüm riski artmaktadır.(2)

Kaynak:

1-Boyd ve ark. (2018), Mortality resulting from undesirable behaviours in dogs aged under three years attending primary-care veterinary practices in England, Animal Welfare, Volume 27, Number 3, 1 August 2018, pp. 251-262(12)

2-Durukan (2018), İnsan-Köpek Etkileşimi: Evcilleştirme, Sosyal Yapı, Zihin ve Davranış Bozuklukları, Ankara Üniversitesi Sağlık Bilimleri Ensitüsü,

Davranış Tedavisi ile Eğitim Arasındaki Farklar

Aileler köpek ya da kedilerinde davranışsal herhangi bir sorun gözlemlediklerinde, eğitim ile bu sorunların çözüleceğini düşünürler, insanları daha rahat anlayabileceğiniz için her aşamada insanda olsa ne yapılır bu konuda örnek vererek anlatacağım. Davranışsal bir sorun yaşadığımızda eğitimle çare aramak, saldıran, öfkelenen, sinirlenen, elini kolunu ısıran, bağıran bir insanı, öğretmene ya da antronöre götürmekten farkı yok. Öğretmen bir çok sınavda çok iyi derece yapmış, hayatı boyunca hiç sinirlenmemiş, saldırmamış, çok efendi bir çocuk yetiştirmiş olabilir. Antrenör farklı branşlarda çok başarılı ve efendi, saygılı birey yetiştirmiş olabilir ya da komşumuz çok iyi çocuklara sahip olabilir ve hatta arada başka komşu çocuklarına da bakıyor olabilir fakat sorun yaşayan insanın çözüm noktası klinik psikolog ya da psikiyatristdir.

Eğitimde sadece belirli komutların, davranış kalıplarının ne şartla olursa olsun yapılması istenir, bunun için yarışmalar yapılır, kurslar verilir, sertifikalar dağıtılır, eğitimde başarılardan sonra köpeklerin ya da kedilerin akıbeti konusunda takip, kontrol, bu eğitimle hayvanın psikolojisi etkilenmiş mi bakılmaz. Davranış tedavisinde, davranış belirli fizyolojik ve/veya psikolojik durumların sonucudur. Sonuca müdahale etmek sadece ailelerin isteklerini yerine getirirken, hayvanların fizyolojik ya da psikolojik durumlarında herhangi bir değişime yol açmayacaktır. Bu da soruna neden olan durumu değiştirmek yerine üstün körü ortaya çıkan sorunu görünmez hale getirecektir.

Örneklemek gerekirse, bir canavar var, ondan korkuyorsunuz, etrafınız da sizin bu canavardan korkmanız nedeniyle sizin ağlama, bağırma, sinme ve uykudan uyanma davranışlarınzdan şikayetçi, bu davranışların ortadan kalkmasını istiyor. Farklı teknikler kullanarak, canavarı gördüğünüzde, düşündüğünüzde ya da birini canavar zannettiğinizde, ağlıyorsunuz ve biri gelip sizin nefesiniz kesiyor, vuruyor, elektrik veriyor ya da üzerinize su atıyor(bunlardan birini yapıyor), siz artık canavarı gördüğünüzde ağlamayı bağırmayı bırakabilirsiniz, fakat korkunuz geçmeyeceği gibi idrar kaçırabilirsiniz, ne zaman canavar ortaya çıkacak diye endişelenebilirsiniz, canavarı düşününce titreyebilirsiniz, elinizi falan ısırır kendinizi rahatlatmaya çalışırsınız, canavar gelmesin diye içinizden 1000e kadar sayarsınız, etrafınızda dönersiniz vs, etrafınızdakilerin rahatsızlığı ortadan kalkacaktır fakat siz hala canavardan korkuyorsunuz hatta sorunlarınız da arttı…

Burada çözüm canavardan korkunuzu bitirme ya da azaltmaya yönelik duygu ve beyninizdeki algıyı canavardan korkmamaya yönelik değiştirerek, canavar gördüğünüzde bağırmama, ağlamama, sinmeme, uykudan uyanmama vs gibi ortaya çıkan davranışlarınızın ortaya çıkmasını ortadan kaldırmaya yönelik olmalıdır.

Davranış problemi yaşayan bir hayvanın, psikolojik/psikiyatrik sağlığının bozuk olması da kaçınılmazdır. Eğitimle bu sorun aşılamaz.

Eğitim çoğunlukla sahiplerin/bakım sağlayan kişilerin isteklerini öncelik alırken, davranış tedavisinde özne ‘’hayvan’’dır. Öncelik hayvanın psikolojik ve fizyolojik sağlıdır. Çünkü hekimin de öncelikli görevi budur. Bu sağlığı bozacak her türlü girişim hem mesleği etik açısından yanlış hem de hayvan sağlığı açısından kabul edilemez düzeyde yanlıştır.

Bu davranış tedavi yöntemleri fizyoloji, psikoloji,biyokimya, farmakoloji(ilaç bilimi), dahiliye, cerrahi vs gibi hekimlik ve psikoloji konusunda akademik bilgi ile harmanlanarak oluşturulan bilgiler kullanılarak sonuca  ulaştırılır.

Bu davranış tedavisi yöntemleri ancak, hekimlik ve/veya psikoloji alanında akademik eğitim almış kişiler tarafından uygulanabilir(ülkemizde hayvanlara tedavi yetkisi sadece veteriner hekimlere verilmiştir), çünkü hayvan demek duyguları, zihni, düşüncesi, hissi olan canlılardır, onları makine gibi değiştirmeye çalışmak doğru olmaz.

Hayvanların ülkemizde bir malzeme olarak görülüp, değersizleştirilip, profesyonel yardım almalarının önlenmesi ancak hayvanlara bakan kişilerin bilinçlenmesi ve doğru bilgilerle donanması ile olacaktır.

Tüm canlılara sağlıklar dilerim…

 

Veteriner Hekim – Hayvan Davranış Uzmanı

Gökhan DURUKAN

Köpeklerde İstenmeyen Davranışları Kendi Başınıza Nasıl Önlersiniz?

Köpekler doğdukları andan itibaren yaşamlarında insanlardan, diğer köpeklerden ve doğadan her davranışları karşılığında ödül ve ceza almaktadır. Fakat köpekler bu ödül ve cezaların ne kadar anlar?

Danışan ailelerimiz köpeklerine, bize gelene kadar bir çok çözüm yolu denemektedir. Bunun içinde ödüllendirme ve cezalandırmada olmaktadır. Yaptıklarımızın ödül ya da ceza olduğuna nasıl karar veriyoruz, köpek bunu nasıl algılıyor hiç bu açıdan düşündünüz mü sevgili insan?

Örneğin klinikte korkudan ya da stresten beden dili değişip ayaklarınıza yapışan köpeğinizi ‘’sakin ol oğlum’’, havlayan bir köpeğinizi severken ‘’sus kızım’’ diye okşadığınızda, köpeğiniz bu insanca yatıştırma hareketini, köpekçe nasıl algıyor? Köpek bu insanların yatıştırma için kullandığı beden dilini, ailem beni bu yaptığım davranıştan dolayı severek ödüllendiriyor olarak algılandığı modern hayvan davranışları literatüründe bildirilmektedir.

Fark ediceksiniz ki bu davranışlarımızdan ötürü, köpeğimiz bir türlü sakinleşmek bilmez, susmaz, rahatlamaz, aksine gün geçtikçe bu davranışları olumlu pekiştiği için daha da güçlenecek daha da belirgin hale gelecek, daha çok korkacak, daha çok havlayacaktır.

Bu gibi davranışların önüne geçmek için köpeğinizle iletişimi kesmeniz, onu görmezden gelmeniz yani reddetmeniz gerekir, yani köpeğiniz istemediğiniz ya da olumsuz bir davranış yaptığında onunla olumlu ya da olumsuz anlamda tüm iletişiminizi kesmeniz, bu davranışların sevme ya da ilgi ödülünden mahrum kalmasıyla pekiştirilmemesine neden olarak, zamanla azalmasına katkı sağlayacaktır.

Hayanlarınızla ilgili sorunlarınız için bize danışabilirsiniz.

0543 934 1443

Veteriner Hekim & Veteriner Davranış Danışmanı

Gökhan DURUKAN